ÖNSÖZ
Ankara, Ýstanbul, Ýzmir gibi metropol þehirlerinde,
Batý Anadolu'nun diðer yerleþim birimlerinde
yaþayanlarý da hesaba katarsak Türkiye Cumhuriyeti
devletinin sýnýrlarý içinde Kürtlerin
nüfusu 15 milyonu aþýyor. 20. yüzyýlýn
son çeyreðini de doldurmakta olduðumuz, insanlýðýn
bilim-teknik ve kültür alanýnda dev adýmlar
attýðý, uzayýn fethinin bir realite haline
geldiði günümüzde, böylesine kalabalýk
bir nüfusu oluþturan bir ulus, kendi diliyle okuyup
yazma gibi en basit bir haktan bile yoksun býrakýlmýþtýr.
çok eski bir yazýlý ve oldukça zengin
bir sözlü edebiyata sahip olmasýna raðmen
halkýmýz yasaklama, baský ve asimilasyonun
gazabýna uðradýðý için, dilimiz
yeterli çaðdaþ geliþmeyi saðlayamamýþ,
yazýlý edebiyatta tüm Kürtlerin gereksinimini
karþýlayacak, tümü tarafýndan rahatlýkla
anlaþýlýp kullanýlabilecek ortak bir
yazý dili oluþmamýþtýr.
Dilde farklý lehçe ve aðýzlarýn
varolmasý, bunlar arasýnda ciddi farklarýn
bulunmasý kuþkusuz yalnýz Kürtçe'ye
özgü deðil. Ulusal devlet kurma öncesinde örneðin
Almanlarda, Fransýzlarda, Ýngilizlerde ve Türklerde,
deðiþik yöre, aþiret ya da feodal birim içinde
kalan topluluklar farklý lehçe ve aðýzlar
kullanmýþlardýr. Bu dönemde, farklý
lehçe ve aðýzlarý kullananlar günlük
yaþamda birbirlerini anlamakta da zorluk çekmiþlerdir.
Ancak ulusal müeseseleþme sürecinde kapalý
feodal ekonomi yerine, geniþ kapitalist pazar ekonomisine
geçmeye baþlanmasý ve bir feodal bey ya da
kralýn diðer feodal birim, aþiret ve yöreleri
kendi egemenliði altýna almasýyla, ulusun birliðini
saðlayarak tek bir siyasal otoritenin içinde birleþtirmesiyle
tümü için geçerli, anlaþýlýr
ve rahatlýkla kullanýlabilir standard bir dilin
oluþumunun koþullarý doðmuþtur. Kimi
yerlerde, egemen olan kralýn kimi yerlerde de belli bir
þehir ya da yörenin konuþtuðu lehçe
ve aðýz, tüm ulusun resmi dili olarak benimsenmiþ,
ülke çocuklarýnýn eðitiminde, devletin
bürokratik iþleyiþinde, edebiyatta v.s. bu lehçe
kullanýlmýþ ve giderek bu, tüm ulusun
resmi yazý dili olarak geliþip güçlenmiþtir.
Tüm ulusa hitabetmek üzere yayýnlanan gazete-ler
bunu kullanmýþ, sonradan radyo ve televizyonlar bununla
yayýn yapmýþlardýr.
Tüm olanak ve geliþmelere raðmen, sözkonusu ülkelerde farklý yörelerde günlük yaþamda insanlar halen farklý lehçeler kullanmaktadýrlar. Ancak sürec içinde bu lehçe ve aðýzlar, egemen yazý dili haline gelen lehçenin ya da diðer lehçeler "asimilasyonu"na uðradýklarýndan, birbirlerine daha da yakýnlaþmýþ, aralarýndaki farklýlýklar önemli oranda kapanmýþtýr. Oysa dilimiz Kürtçe, ne böylesi olanaklarý elde edebilmiþ ne de böylesi bir süreci yaþayabilmiþtir. Bu nedenle ulusun tüm bireyleri için geçerli olan bir yazý dili oluþamadýðý gibi, lehçe ve aðýzlar arasýndaki ciddi farklýlýklar da kendisini koruyagelmiþtir. Hatta lehçelerimizin her biri asimilasyon politikasý sonucu Arapça, Farsça ve Türkçe'nin zorunlu etkisi altýnda kaldýklarý için birbirlerinden daha da uzaklaþmýþlardýr. Ulusun ve ekonomik pazarýn tümü tek bir siyasal otoritenin egemenliði altýnda bütünleþmediðinden ve her parçadaki siyasal otorite, dilimizi yasaklayan yabancý otorite olduðundan, her yöre, aþiret ya da köy kendi dar çerçevesinde kalmýþ, birbirlerinin lehçe ve aðýzlarýna aþina olamamýþ, birbirlerini duyamamýþlardýr. Bunun sonucunda, dil, edebiyat v.s. çalýþmalarýyla ilgilenen aydýnlarý saymazsak, sýradan insanlarýmýz birbirlerinin lehçe ve aðýzlarýný anlayabilme olanaðýna kavuþamamýþlardýr. Sýradan bir Kurmanc, Merkez Kürtçesini(Soranca) ve Zaza(Kird, Kirmanc, Dimilî) Kürtçesini anlamadýðý gibi, ayný Kurmanc lehçesini konuþan baþka yöredeki bir insaný dahi anlayamayabilmektedir. Bazen iki komþu köyümüz arasýndaki aðýz farklýlýklarý dahi büyüktür.
Gerçi tarihte çeþitli dönemlerde, Kürtçe de diðer dillerdeki geliþmelere benzer bir geliþme fýrsatý kazanmýþ ama bu süreç hep yarýda kalmýþ, tüm ulusa yaygýnlaþmadan sona ermiþtir. örneðin 16. ve 17. yüzyýllarda Osmanlý Ýmparatorluðu çerçevesinde, içiþlerinde özerk Kürt beylikleri oluþtuðunda, Botan beylerinin yarattýðý yaygýn otorite, Botan Kurmanccasýnýn yazýlý edebiyat dili olarak geliþmesini getirmiþ, Melayê Cizîrî, Feqiyê Teyran, Melayê Bateyî ve Ahmedê Xanî gibi büyük þairler bu dönemde doðmuþtur. Hatta onlardan sonra 20. yüzyýlýn ilk yarýsýna kadar gelen þair ve ediplerin birçoðu Botan Kurmancasýný kullanmýþlardýr. Ardelan Beyliði döneminde Goran lehçesi benzer bir geliþme göstermiþ, ancak Baban Beyliði'nin güçlenmesi Merkez Kürtçe lehçesinin (bir þivesi olan Süleymaniye þivesinin) geliþmesini getirmiþtir. Bu geliþmeler farklý dönemlerde ortaya çýktýklarý gibi sözkonusu bu beylikler tüm ulusu birleþtiremeden zorla yýkýlmýþ, böylece lehçelerden hiçbirisi ulusal çapta ortak yazý dili haline gelememiþtir.
Bu nedenle günümüzde, Kürtçenin lehçe ve aðýzlarý arasýnda önemli farklýlýklar bulunduðu gibi, ortak bir yazý dili de oluþamamýþtýr. Yazýlý edebiyat, dilbilgisi kurallarý v.s. farklý lehçeler temelinde farklý geliþiyor. Ortak yazý dilini ortaya çýkaracak koþullar oluþmadýðýndan, yazýlý edebiyat alanýnda farklý lehçeleri temel alan uzaklaþmalarla yüzyüze geliyoruz.
Kanýmýzca, günümüzde, yazýlý edebiyat dilinde tek bir lehçeyi esas alýp sadece onunla yazmak, diðer lehçelerin yazýlmasýna karþý çýkmak mümkün deðil. Bu dilbirliðini saðlamayacaðý gibi, çok ciddi sakýncalar doðurabilir. Kaldý ki bugün üç lehçede yazýlýyor ve olanak bulundukça daha da yaygýn olarak yazýlacaktýr.
Ortak bir yazý dilinin oluþmasýnda izlenecek esas politika tüm lehçelerin yetenek ve zenginliklerini ortaya çýkarmak, her bir lehçenin diðer lehçeler arasýnda okunup anlaþýlmasýný saðlamak, dilbiligisi kurallarýnda, sözcük seçiminde ve terminolojide ortak yanlarý ön plana çýkarýp bunlarýn tüm lehçelerce kullanýlmasýný saðlamak, bir kural hangi lehçede daha güçlü, oturmuþ, ya da dilin geliþmesini kolaylaþtýrýyorsa diðerleri için de onu esas almak v.s. gibi bir politikayla tüm lehçelerin ortak ürünü olabilecek ortak bir yazý dili oluþumuna aþamalý olarak gidilebilir. Kuþkusuz bu müdahaleleri zorla ve aceleci bir tutumla yapmamak gerekir. Dilin doðasýna uygun adýmlarla yürümek zorundayýz. Elebetteki ortak yazý dilinin oluþumu uzun bir dönemi alacaktýr. Ne olursa olsun, onun ötesinde bir yol da yoktur.
* * *
Bu çalýþma, Kürtçe'nin Kuzey Kürtçe(Kurmancca) lahçesini esas alýyor. Kurmancca, Kürtler arasýnda kullanýlan en yaygýn lehçedir. Türkiye Kürdistaný'nýn çoðun-luðunda, Ýran ve Irak Kürdistaný'nýn bir bölümünde, Suriye Kürdistaný'nda ve eski Sovyetler Birliði içindeki kimi Kafkas ve Ortaasya cumhuriyetlerinde yaþayan Kürtler bu lehçeyi konuþmakta ve olanaklarý ölçüsünde yazý dili olarak kullanmaktadýrlar.
çalýþma, birinci derecede günlük yaþamda Kürtçe konuþanlar gözönüne alýnarak hazýrlanmýþtýr. Büyüklere yönelik bir yöntem izlenmiþtir. Türkçe bilen Kürtlere yönelik olduðu için Türkçe açýklamalýdýr. Türkçe bilen ya da konuþan baþkalarý da bundan yararlanabileceklerdir.
* * *
Bu çalýþmanýn
daha az eksikli olmasýnda deðerli katkýlarý
olan dilbilimci, araþtýrmacý ve yazarlarýmýzý
burada anmayý bir görev sayýyorum: Malmîsanij,
Reþo Zîlan, S. Rêving ve Mahmud Lewendî
basým öncesinde bu çalýþmayý
baþtan sona büyük bir titizlikle gözden geçirip
oldukça yararlandýðým görüþ
ve önerilerde bulundular.
çalýþmanýn yararlý olmasý
dileðiyle.
Mûrad CIWAN
VEGERE SERÊ PIRTÛKÊ