Ek: 2
Garisanlý Þeyh Abdurrhamanýn öldürülmesi
Ahmedê Abdurrahman Axa
1932 yýlýnýn haziran ayýnda Xoybûn(Hoybun) bize gönderdiði mektupta Arif Beyle Adil Beyin arkadaþlarýyla beraber Türkiyeye, Mükse, 0ran sýnýrýna yakýn yörelere geldiklerini, bazý arkadaþlarýnýn Ermeni olduklarýný, gidip onlarý görmemizi, mektubun içine koyduklarý ayrý bir mektubu Arif Beyle Adil Beye verdiðimizde bizi tanýyacaklarýný belirtmiþti. Söz konusu mektubun üst yarýsý Kürtçe, alt yarýsý Ermeniceydi. En altta da Xoybûnla Taþnak partisinin mühürleri birlikte vurulmuþtu.
Ayrýca mektupta, geçen yýl verdikleri görevlerde olduðu gibi büyük iþler baþarmamýz, Türkiyeden Irana, Suriyeye ve Iraka kadar posta yollarýný açmamýz isteniyor, teþþekkür edilerek Tanrýnýn yardýmcýmýz olmasý dileði belirtiliyordu.
Dokuz adam hazýrlandý, onlarý, üç adamýný Suriyeye Baneqesr köyüne göndermesi için Irakta Hewrêzk köyünde kalan Taþnaklý Levon Paþanýn yanýna gönderdik. Dört gün sonra gelen üç adamý da alarak Dicle nehrinin kenarýna gittik. Ribêhiye köyündeki Türk karakoluna verdiðimiz rüþvet sayesinde gece sudan geçerek Türkiyenin sýnýrlarý içine girdik. Gece boyunca Êrs köyüne varýncaya dek yürüdük.
Köylüler arasýnda anlaþmazlýk vardý. þeyh Abdurrahman anlaþmazlýklarýný çözdü, kalkýp birbirlerini öperek barýþtýlar. Êrsten Garisanlarýn; Þeyh Abdurrahmanýn kendi aþiretinin içine gittik. Onlar da kendi aralarýnda ikiye bölünmüþlerdi. Onlarý da barýþtýrdýk, kalkýp birbirlerini öptüler. Oradan da Çolîçemkan köyüne gittik. Bir gün ve bir gece Çolîçemkanda kaldýk. Oradan beþgece yürüdük, ta Sempanis köyüne varýncaya dek. Köyün muhtarýnýn adý þahindi. Köyün dýþýnda mola verdik, bir elçimizi muhtarýn yanýna gönderdik, kendisi yanýmýza geldi, Þeyhin ellerini öptü.
Arif Beyle Adil Bey senin yanýnda mý" diye sorduk.
"Dört gün oldu, yanýmýzdan ayrýlýp Arince, köy muhtarý Osman Andelibin yanýna gittiler" diye cevap verdi.
O gece, bize bir koyun kesti, akþam yemeðimizi yedik, gece de köyde kaldýk. Ertesi sabah erkenden köyden çýktýk, gidip köy çeþmesinin baþýna oturduk.
Þeyh "içimizden bazýlerý Arinc köyüne gitsinler, bazýlarý da burada kalsýnlar" dedi. Ben de:
"Þeyhim, müsaadenizle hepimiz beraber Arinc köyüne gidersek daha iyi olmaz mý? Tümü dört saatlik bir yol. Eðer Arif Beyle Adil Bey orada iseler ne ala, deðillerse yine hep beraber geri döneriz."
Þeyh, "arkadaþlar arasýnda senden baþka kimse ses çýkarmýyor" diye serzeniþte bulundu. Ben, "Xelîlan(Halilan ve Xavîtan(Havitan) aþiretleri arasýnda düþmanlýk var, Arinca giden kim olursa olsun onlara rastlarsa kendisini öldürürler. Bizi ayýrmamaný istirham ederim" diye ýsrarlý olunca, "senden memnun deðilim, hangi önlemi alsam, karþý koyar, bozarsýn, bun kabullenemem" diye bana çýkýþtý. Bunun üzerine, ben: "Niye kýzýyorsun þeyhim, nasýl biliyorsan öyle yap" dedim.
Fakat içimden çok kýzdým. Þeyh, çok kýzdýðýmý anladý. Tümümüz beraber Müksün Arnûs Daðýna varýncaya dek yürüdük. Çok yüksek bir daðdýr, kaynak sularý daðýn yarý yamacýndan alt eteklerine doðru akar. Doðu yakasýnda geniþ ve derin bir vadi var. Vadiye üç köy yerleþmiþ. Daðýn yarý yamacýndan batýdan doðuya doðru yürüdük, gidip doðu yamacýnda oturduk. Arinca giden yol daðýn yarý eteðinden geçiyor. Bir saat kadar oturduk. Þeyh Abdurrhaman beni çaðýrdý:
Bana alýnma, sana karþý sarfettiðim sözlerden dolayý üzgünüm" dedi. Ben:
"Þeyhim, bana ne desen de kýzmam, sana alýnmam" dedim. Þeyhle beraber arkadaþlarýn yanýna geldik, arkadaþlara sordu:
"Arinc köyüne kim gidecek?"
Arkadaþlardan Abdurrahman Mihê "Ben Arinca giderim" diye cevapladý.
Þeyh, iki arkadaþý daha onun yanýna kattý, Xoybûnun mektubunu da kendilerine verdi ve: "Bu mektubu Arif Beyle Adil Beye verin, sizi tanýyacaklar" dedi.
Abdurrahman Mihê iki arkadaþla beraber gözden kayboluncaya dek yürüdü. Üç Ermeni, Þeyhe dönüp "Þeyhim, sadece üçünün gitmiþ olmasý büyük bir haksýzlýk. Türk takip müfrezesine rastlarlarsa üçü az, karçý koyamazlar. Eðer izin verirseniz üçümüz gidip onlara yetiþelim." dediler. Þeyh de "artýk sizin gitmenize gerek yok" diye cavap verdi. Hepimiz "Þeyhim müsaade et, gitsinler" diye ýsrarda bulununca "peki gitsinler" dedi. Onlar da gidip gözden kayboldular. Arinca gidenlerin sayýsý altýya yükselmiþti.
Sonradan Þeyh bana "ben Ermenilere güvenmiyorum, bize bir kalleþlik edebilirler diye korkuyorum. Sen de gidip onlara yetiþ, Abdurrahman Mihê cahildir, bir hileye falan baþvurmaya kalkýþýrlarsa o farkedemez" dedi. Cesaret edip "ben gitmiyorum þeyhim" diyemedim. Eðer deseydim yine kýzacaktý. Xoybunun yayýnlarýyla mührünün olduðu çantayý Þeyhe verdikten sonra tüfeðimi omuzlayarak yola koyuldum. Baþka bir arkadaþ da benimle geldi. Arkadaþlara yetiþtik. Arinc köyünün yakýnýna vardýk. Köy, derin bir vadideydi. Arabi saatle üçte Arinc köyü muhtarý Osman Andelibin yanýna bir elçi gönderdik. Abdurrahman Mihêyi de üç arkadaþla beraber köyün sýrtýna yolladýk. Ben de üç Ermeniyle birlikte beraber vadinin arkasýnda elçimizi beklemeye koyuldum.
Gündüz saat sekizde arkamýzdan, geldiðimiz yol yönünden dað baþýndan bir tüfek sesi geldi. Ayaða kalktým. Bir tüfek sesi daha iþitildi. Dürbünü daðýn baþýna, geldiðimiz yola çevirdim, hiç kimseyi göremedim. 0ki arkadaþý tüfek seslerinin geldiði yönde yüksek bir tepeye yolladýk, onlar da bir þey göremediler.Yerimizde arabi saatle saat dokuz buçuða kadar bekledik, Arinca yolladýðýmýz elçi geri döndü, "muhtar yoktu, gelinceye dek kendisini bekledim. Bana þeyhin ellerinden öperim, kendisine, Arif Beyle Adil Bey arkadaþlarýyla beraber bizim yanýmýzda kalýyorlar. Akþam olunca köye, bizim eve gelecekler. Þeyh de arkadaþlarýyla beraber buyursunlar köye, bize gelsinler, bu akþam beraber hoþça bir vakit geçiririz." dedi.
Elçi, bir miktar peynir ve bir çuval ekmek de beraberinde getirmiþti. Her birimiz ekmekle peynirimizi alarak þeyhle diðer arkadaþlarý da getirip hep birlikte Arinc köyüne geri dönmek için yola koyulduk. Yokuþun baþýna dek yürüdük. Akþam olmuþtu. Bir süre oturup soluklandýk, sonra tekrar yürüdük. Yaklaþýk on metre ötede önde yürüyen arkadaþýmýz, bize dönerek korkuyla "bakýn, bakýn Þeyhin cesedi yola düþmüþ!" diye baðýrdý.
Ölüsünü görünce heppimiz aðlamaya baþladýk, birbirimize bakarak, "arkadaþlarý nerede" diye sorduk.
Daðýn doruðu düzlüktü. Düzlükte bir ziyeret vardý, adý þehitler Ziyaretiydi. Ziyaret bir avluyla çevriliydi. Þeyhin ölüsü ziyarete yakýn bir yerdeydi. Birbirimize Þeyhi öldürenler ziyaret avlusunun arkasýnda saklanýyorlar dedik. Hep beraber avlunun üzerine yürüdük, fakat içi boþtu, kimseyi göremedik. Tümümüz koþup ölünün üzerine gittik, baktýk ki baþý gövdesiyle deðil. Arkadaþlardan biri, "Arkadaþlar Þeyhi öldürmüþ olmasýn?" diye sordu. Abdurrahman Mihê "Hangi evi yýkýlasýca Þeyh Abdurrahmaný öldürebilir ki?" diye karþýlýk verdi. Ben hemen "Necmo öldürmüþ" dedim. Daha dikkatli bakýnca Necmonun býçaðýnýn boyunla gömlek yakasýnýn arasýna düþtüðünü farkettik, tümümüz onun býçaðýný tanýdýk.
0þte, ulus ve din þehidi Garisanli Þeyh Abdurrahmanýn hain Siirtli Necmonun eliyle nasýl katledildiðinin hikayesi.
Bizler Arinc köyüne gidince Þeyhin yanýnda üç[dört olmasý gerekir M.C] arkadaþkalmýþtý. Üçü de yorgun olduðu için Þeyh onlarý Ermîþat köyüne geri göndermiþ, Necmoyla yalnýz kalmýþlar. Onlar da yanýmýza, Arinca gelmek üzere yola koyulmuþlar. Þeyhin tüfeðini de Necmo taþýyormuþ. Þeyh önden gittiði için arkadan tüfeði sýkmýþ, kurþun Þeyhin sýrtýndan girerek göðsünden çýkmýþ. Þeyh kendisine dönmüþ, bir kurþun daha sýkmýþ, karnýndan girerek sýrtýndan çýkmýþ. Þeyh yere düþmüþ. Baþýný keserek Hakkarinin þax(Çatak)ýna götürmüþ, Türk kaymakamýnýn önüne koymuþ. Kaymakam, Necmonun Garisanlý Þeyh Abdurrahmaný öldürdüðünü, kesik baþýný getirip önüne koyduðunu telefonla Van valisine bildirmiþ. Vali, Necmonun yalancý bir adam olduðunu, Þeyh Abdurrahmanýn öyle kolayca öldürülebilecek biri omadýðýný, bir çobanýn baþý falan olabilir diye karþýlýk vermiþ. Ama, "Eðer Þeyhin baþýysa Necmoyu kelepçeleyip katýrla Westan köyüne getirin, orada otomobil var, bindirin yanýma gönderin." diye eklemiþ.
Ondan ötesini, valinin Necmoya ne yaptýðýný bilmiyoruz. Onu affetiklerini, kendisine bol miktarda para verdiklerini, Siirte evine gittiðini biliyorum. Sonradan, helal süt emmiþ bazýlarý, gidip evinde aðzýna dört kurþun sýkarak ruhunu cehenneme gönderdiler.
Rehberimize kýrk gümüþmecidiye vererek Þeyh Abdurrahmanýn ölüsünü þehitler Ziyaretine gömmesini rica ettik.
Ermeniler, Arinc köyüne, oradan Irana, oradan da Suriyeye döneceklerini söylediler. Kabul etmedim. Yola koyulup gerisin geriye Ermîþat köyüne geldik. Yorgun olduklarý için Þeyh tarafýndan oraya gönderilmiþ olan üç arkadaþýmýzý getirttik. Olayý kendilerine anlattýk, hep birlikte yürekleri ve umutlarý yaralanmýþolarak ve aðlayarak Medrese köyüne Þeyh Abdurrahmanýn kardeþi Þeyh Hasanýn yanýna geldik. Baþsaðlýðý için bir süre orada kaldýk. Bize;
"Sizden rica ediyorum, Türkler beni sýkýþtýrdýklarýnda, size haber yollayacaðým, yardýmýma gelin, çoluk çocuðumla beraber Suriyeye geçeceðim" diye ricada bulundu.
Biz de "Olur, memnuniyetle" diye karþýlýk verdik....
Necmonun Garisanlý Þeyh Abdürrahaný neden ödürdüðüne gelnce... Necmo denen adam çok kötü bir insandý. Türkiyede pek çok suç ve günah iþlemiþ, mahkum olmuþ, sonra hükümet tarafýndan tutuklanýp hapse atýlmýþbiriydi. Necmo birkaç baþka tutukluyla beraber tünel kazarak hapisten kaçtý. Kaçanlardan bazýlarý tekrar yakalanýrken kimisi de kurtuldu.
Necmo, ý932 yýlýnda Türkiyeden kaçýp Suriyeye Baneqesr köyündeki Garisanlý ýeyh Abdürrhamanýn yanýna geldi. Neden buraya geldiðini de anlatayým. Siirtte Baleli Þeyh Yasin diye fabrika sahibi çok deðerli bir adam vardý. Necmonun dayýsýydý. Kendisiyle Þeyh çok yakýn dosttular, birbirlerini çok severlerdi. Onun aracýlýðýyla Necmo Þeyhin yanýna geldi.
Þeyh Abdurrahmanýn
Necmonun eliyle katledilmesine gelince... 0brahim Tali Diyarbakýrda
Umumi Müfettiþidi.Þeyhin eylemlerinden
oldukça kaygýlanýyordu. Müfettiþ,
Necmonun Þeyhin yanýnda olduðunu
biliyordu. Gizlice Botan Cizresine kaymakamýn evine
geldi. Heber salýp Necmonun annesini Siirtten
Cizreye getirttiler. Müfettiþ kaymakamla Necmonun
annesini Suriyeye Andiwer kentine gönderdi. Bunlar,
Necmoya "Umumi Müfettiþin emridir,
eðer Þeyh Abdurrahmaný öldürürsen
Türk hükümeti seni affedecek ve sana 500 altýn
verecek," dediler. Necmo, görevi kabullendi, "bulduðum
ilk fýrsatta Þeyhi öldürürüm"
dedi. 0þte yukarýda anlattýðým
gibi bulduðu ilk fýrsatta, ý932 yýlý
haziran ayýnda bu cinayeti iþledi.
"Xoybûn"
yazýsýna
geri dön