Bilgi toplumu ve Kürt sorunu
Mûrad Ciwan
Bu yazý, bilgi
toplumunu ve onun Kürt sorunu üzerindeki etkilerini
ana hatlarýyla tartýþmayý amaçlýyor.
Yeryüzünde bilgi ve iletiþim toplumunun boyvermesi
Kürt sorunuyla ilgili herhangi bir deðiþikliðe
de yol açýyor mu?
Bilgi toplumu, yeni bilgi ve iletiþim teknolojisinin temelleri
üzerinde doðdu.Yeryüzündeki yaþam bu
teknolojinin üzerinde biçimlenerek globalleþiyor.
Bilgi toplumu, globalleþmiþ yaþamýn tüm
özelliklerini kendinde içeren daha ileri aþama,
baþka bir deyiþle, globalleþmiþ toplumun
yeni ve daha üst aþamasýnýn adýdýr.
Bu nedenle, önce kýsaca gezegenimizdeki toplumsal yaþamýn globalleþmesi ve otomatizeleþmesi üzerinde durmayý, oradan bilgi toplumunun ana özelliklerine kimi yönlerden dikkat çektikten sonra Kürt sorunu üzerindeki etkilerine deðinmeyi amaçlýyorum.
Bilgi toplumuna iliþkin tartýþmalar yanlýz Kürtler için deðil, tüm uluslar hatta en ileri düzeyde geliþmiþ Batý toplumlarý için de yenidir. Batý toplumlarýnda konu hararetle tartýþýlýyor. Bilgi ve iletiþim toplumunun anlamý nedir, nasýl bir yaþama önayak oluyor? Gelecekte ekonomik, siyasi ve kültürel alanlarda neler getirecek? Bu sorular Batýlý aydýnlar için bile yeterince aydýnlatýlmýþ deðil.
Yersiz bir tartýþma
mý?
Kimileri, konunun daha çok teknoloji ve demokrasi bakýmýndan
geliþmiþ ülkelerin sorunu olduðunu düþünebilirler.
Denebilir ki onlar bugüne kadar zaten toplumsal yaþamýn
ileri aþamasýndaydýlar, þimdi de sözkonusu
ettiðimiz aþama onlarýn toplumsal düzeyleri
üzerinde oluþuyor. Daha çok, onlarýn
yeni yeni içine adým attýklarý bir
toplumsal yaþamdýr, onlar tarafýndan tartýþýlmasý
yerinde olabilir. Ama biz gerikalmýþ toplumlarýn,
örneðin henüz devleti olmayan, ülkesi parçalanmýþ
bir durumda adaletsizlik ve yoksunluk içinde yaþayan
Kürt toplumunun aydýnlarý ortada pekçok
yaþamsal sorun varken bu sorunu tartýþmasý
abesle iþtigal etmek olmaz mý?
Böyle düþünmede belli bir haklýlýk payý olabilir. Ama bence bilgi teknolojisinin beraberinde getirdiði toplumun yarattýðý ekonomik, siyasal ve kültürel iliþkiler, belki de tarihte ilk kez bütün dünya toplumlarýnýn olduðu gibi Kürt toplumunun da sorunlarýyla yakýn bir bað oluþturuyor. Hatta belki de bu toplumlardan daha ziyade Kürtlerin geleceði, boyveren yeni toplumsal durumla baðlantýlý bir hale geliyor. Eðer yeni toplumun perspektif ve özeliklerini gözönünde bulundurup, kendi toplumsal sorunlarýmýzý,vardýðýmýz soyutlamalarýn süzgecinden geçirirsek, önümüzde yepyeni olanaklar açýlabilir.
Ben böylesi bir bakýþ açýsýyla sorunun tartýþýlmasý gereðine inandým.
Kürtlerin geleceðini
tayin eden ne?
Dünyamýzdaki yepyeni olgunun Kürt sorunuyla iliþkisi
ne, nerede baþlayýp nerede bitiyor?
Eski dönemleri bir yana býrakalým, son iki yüzyýllýn saldýrýlarýný ve bunlara karþý Kürt halkýnýn ortaya koyduðu direniþ mücadelelerini gözönüne alarak bugünlere gelirsek, tarihimizde ilk kez yeryüzünde Kürtlerin de istem, perspektif ve olanaklarýyla uyuþan uluslararasý bir düzen, bir toplum biçimi oluþuyor. Tarih boyunca gelen uluslararasý düzen ve toplumsal biçimler, daha somut olarak da Orta-Doðuída varolan toplumlararasý iliþkiler, bu iliþkilerdeki toplumlarýn ekonomik, sosyal ve siyasal yapýlanmalarý, öylesine koþullar yaratýyorlardý ki Kürtler, her ne kadar baðýmsýzlýk ve özgürlükleri için baþ kaldýran diðer uluslardan daha az bilgi, beceri ve mücadeleye sahip olmadýklarý halde, onlar kadar baþarýlý olamadýlar, onlarýn elde ettikleri ölçülerde kazanýmlar elde edemediler. Kürt beylerinin direniþ ve baþkaldýrý döneminden günümüze kadar varolan Kürt potansiyeli; önder, bilge, aydýn, savaþçý, örgütçü, diplomat ve idarecisiyle Kürt birikimi hiç bir bakýmdan Orta-Doðu, Asya ve Afrikaínýn boyunduruk altýndaki halklarýnkinden; onlarýn önder, aþiret reisleri ve kýrallarýnýnkinden daha eksik deðildi. Bugün de politik liderlerimizin bilgi ve becerileri onlardan daha düþük deðil, ama toplumsal sistemler, uluslararasý düzen ve dengeler onlar kadar baþarýlý olmalarýna hiçbir zaman olanak tanýmamýþtýr. Bu açýdan dýþ koþullar, -hata bilgi toplumu öncesi toplumsal biçimlerin ülkemizdeki yansýmalarý sonucu- sýk sýk da iç koþullar bu baþarýsýzlýðýn temellerini döþemiþlerdir. Hani Tanrýínýn rahmeti sayýlan yaðmur yaðar da herkesin baðýna vurduðu halde insanýn baðýný týrýs geçer ya, iþte onun gibi bir þey. Yýlýn yaðmurunu almadýktan son ra sen de baþkalarý gibi kazýp, budayýp temizlemiþsen bile ne çýkar. Senin baðýnýn vereceði ürünün baþkalarýnkiyle boy ölçüþemeyeceði açýktýr.
Ama insanlýðýn bilgi toplumuna geçiþiyle, belki de tarihte ilk kez, yaðmaya baþlayan yaðmur Kürtlerin baðýný da sulayacak.Çünkü bu öyle bir yaðmur ki güçlü olanlar her zaman olduðu gibi ondan zaten yararlanacaklar, ama en güçsüz ve kimsesiz toplumlar bile ondan nasiplenebilecekler.
Ýþte bizim açýmýzdan "lüks" görünmesine ragmen konu üzerinde durmamýn nedeni sözkonusu kanýdýr. Kuþkusuz kimse bir yazý çerçevesinde yeni ve çok yönlü bir konuyu her yönüyle aydýnlatabileceðini iddia edemez. Ben de ayný iddiadan kaçýnarak meseleye kimi anahatlarýyla bir baþlangýç yapmak ve belki de geleceðe iliþkin perspektiflerimize yeni bir tartýþma unsuru getirmek için bu yazýyý kaleme alýyorum.
Bilgi ve iletiþim
toplumu
Karl Marksíýn toplumsal deðiþim ve ilerlemelerin
hareket ettirici güçleri üzerinde geliþtirdiði
yaygýn olarak bilinen bir tez var, üretici güçlerle
üretim iliþkileri arasýndaki uyum yasasý
diye. O, üretici güçlerle üretim iliþkileri
arasýndaki baðýn toplumsal geliþmenin
motoru olduðunu bu iki unsurun karþýlýklý
olarak birbirlerini etkilediklerini, ama üretici güçlerin
son tahlilde belirleyici olduðunu belirtir. Ýki unsur
birbirleriyle uyum içindeyken toplumlarin geliþmesi
ileriye doðru olur. Ama belirli dönemlerde üretici
güçler öyle bir düzeye gelirler ki üretim
iliþkileri geride kalýr ve üretim güçlerine
ayak baðý olurlar. Bu olgu toplumlarda duraklamalara,
bunalýmlara ve hatta geçici gerilemelere de yol
açabilir. Ama ilanihatet bu böyle süremez son
tahlilde eski üretim iliþkileri parçalanýp
kaybolur ve yerlerine üretici güçlerin geliþkinlik
düzeyine uygun üretim iliþkileri gelerek toplumun
tarihsel ilerlemesi yeniden rayýna girer.
Günümüzde de birbakýma öyle bir aþamaya gelmiþ bulunuyoruz. Ðretici güçler, yani bilim ve teknik; özellikle de elektronik, biyoteknik ve onu kullanan insan bilgi ve becerisi öylesine bir aþamaya gelmiþ ve üstelik de öylesine bir hýzla geliþmeye devam ediyor ki, üretim, otomatizeleþme ve elektronikleþme yönünde baþ döndürücü bir hýzla yaygýnlaþýyor. Öyle bir yönde ilerliyoruz ki pek de uzak olmayan bir dönemde bilimsel çalýþma ve araþtýrmalardan, genel hizmetlerin ve üretimin koordine edilmesinden baþka insan gücüne neredeyse gereksinim kalmayacak ve her alan otomatizeleþecek. Daha þimdiden elektronik üretim araçlarý robot ve bilgisayarlar damgalarýný toplumlarýn biçimlenmelerine vuruyorlar.
Bilgi iletiþiminin ve otomatizeleþmenin temelini oluþturan yeni üretim araçlarý öyle yüksek bir aþamaya varmýþlar ki endüstri toplumunun çok yönlü toplumsal iliþkileri kendilerini ayný düzeyle uyumlu tutamýyor, üretim güçlerinin önünde engel durumuna geliyorlar. Kimisi parçalanarak yok oluyor, yerini yeni gelen iliþkilere býrakýyor, kimileri de ayak diremekte ve toplumsal sýkýntýlarýn nedeni olmakta devam ediyor. Eskiyle yeninin içiçe karmaþýk yaþadýðý, çok yönlü ve girift bir toplumsal süreçten geçiyoruz. Bir bakýma birbirinden farklý iki toplumun sýnýrýnda; birinden diðerine geçiþin sürdüðü bir geçitte yaþýyoruz. Eski toplumun son dönemleri ile yeni toplumun ilk dönemleri içiçe geçmiþ bulunuyor.
Buna post-indüsriyel toplum diyenler de var. Nedir post-endüstriyel dönemin özellikleri? En baþta göze çarpaný, yeryüzünde insan yaþamýnda bir globalleþmenin oluþmasýdýr. Bilim ve teknik öyle bir düzeye gelmiþ ve öyle bir hýzla geliþiyor ki, yeryüzünde yepyeni bir yaþama temel oluyor. Toplumsal yaþamýmýz her dönemden farklý ve ileri bir biçimde ulusal devletlerin çerçevesinden çýkýyor. Toplumun bütün alt ve üst yapý iliþkileri için uluslar ötesi koþullar boy veriyor. Sermayenin, iþ ve hizmetlerin, bilgi aðý ve insan gücünün, dünyanýn bir ucundan öbür ucuna hareketliliði, artýk bir yenilik olmaktan çýktý çýkýyor. Bunun sonucu, dendiði gibi ªdünya küçülüyorª.
Sermaye her dönemden daha belirgin bir biçimde çokuluslulaþmýþ üretim ve hizmet alaný da bölgesel ve uluslal olmaktan çýkýyor uluslar ötesi bir özellik kazanýyor. Aslýnda sermayenin çokulusluluðu yeni bir olgu deðil. Daha geçtiðimiz yüzyýlýn sonu ile terk etmekte olduðumuz yüzyýlýn baþýnda bu özellik görülüyordu. Ama þimdi uluslararasý büyük þirketler bir kere daha görülmemiþ bir devasalýkla yer yüzünde serpilmiþ bulunan varlýklarýný birleþtiriyorlar, yeniden yapýlanýyor ve otomatizeleþiyorlar. Yeryüzünün her bir köþesi, üretim süreçlerinin mekaný oluyor. Ðretim süreci mekanlarý arasýndaki mesafenin önemi kalmamýþ, zaman kavramýnýn bu süreçteki yeri bambaþka bir anlam kazanmýþtýr. Merkezleri Stockholm, New York ya da Londraída, üretim ve hizmet süreçlerinin bir bölümü Singapurída baþka bir bölümü Hamburgída, daha baþka bir bölümü de Sydney ya da Bankokíta olabilir. Böylesi bir daðýlým, üretim için engel deðil çoðu kez avantaj olabiliyor. Sözkonusu merkezlerden geçerek üretilen bir mal ya da hizmet, bir gün ya da bir haftada piyasaya çýkabiliyor. Bilgi ve iletiþim araçlarý öyle bir düzeye varmýþlar ki bu devasa kurumlarýn yönetilmesi, iþçi ve memurlarýnýn eðitilip yönlendirilmeleri, toplantý ve konferanslarýn düzenlenmesi için yer ve mesafenin önemi kalmamýþtýr. Her bölümün görevlileri ayrý þehirlerde olduklarý halde bambaþka bir yerdeki idarecilerin her sabah iþbaþý yapmadan önce onlara elektronik iletiþim ve bilgi aðlarýyla gerekli talimat ve bilgileri vermeleri, idarecilerin sabah toplantýlarýný yapmalarý v.s mümkün hale gelmiþtir.
Yer ve zaman arasýndaki mesafenin önemini yitirmesi, ekonomik yaþamýn diðer alanalarýnda da böyledir. Son zamanlarda önce Malezyaída, ardýndan Güney Koreíde ondan sonra da Endonezyaída patlak veren ekonomik krizlerin uluslararasý finans dünyasýný nasýl ayni anda altüst ettiðini, onlarla ayni saat ve gece içinde Amerika Birleþik Devletleri, Japonya ve Avrupa borsalarýnýn nasýl iniþe geçtiklerini gördük.
Endustri toplumuna geçiþte
ulusal ve uluslararasý yapýlanma
Tarým toplumundan endustri toplumuna geçiþte
kapalý ekonomik iliþkiler ile küçük
feodal devletler çöktü, onlarýn yerine
geniþ bir açýk pazar düzeni ve ulusal
devlet yapýsý biçimlenmeye baþladý.
Bir ulusal devletin diger devletlere karþý ulusal
egemenlik alanýný belirleyen ulusal hükümranlýk
kavramý geliþtirildi. Bu, baþkalarýnýn
dokunamayacaðý, ihlal edemiyeceði ulusal bir hak
olarak tanýmlandý ve uluslararasý alanda
genellikle öyle benimsendi. Kendi kaderini tayin hakký
da bu uluslararasý kabulde temel buldu.
Uluslar, egemenlik alanlarýnýn
etrafýna tank zýrhlarý gibi ulusal sýnýrlar
çektiler, büyük ve güçlü ulusal
devletler kurarak bu sýnýrlarýn içine
yerleþtirdiler. Mal, sermaye, seyahat ve baþka kimi
giriþ çýkýþlar için gümrükler
oluþturuldu, çeþitli vergiler, korumacýlýk
tedbirleri kondu. Ðlkelerinde yabancý sermaye ve yatýrým
olanlar, zenginlik kaynaklarý baþka ülke vatandaþlarýnýn
ya da kendi ülkelerindeki kimi azýnlýklarýn
elinde bulunanlar, millileþtirmeye baþ vurdular, hatta
o yetmediyse egemen çoðunluk ulus adýna kamulaþtýrmaya
bile gittiler. Daha da ileri giderek el koyduklarý mallarý
çoðunluk ulusundan vatandaþlara devrettiler.
Bütün bunlar, ulusal egemenliðin pekiþtirilmesi
adýna yapýldý. Bu öyle bir hal aldý
ki ulusal devlet ve ulusallaþtýrma kavramlarý
gerçek anlamlarýný aþarak pek çok
yerde týrnak içine girdiler.
Egemenler, baþka uluslarýn mal ve sermayelerine karþý
kendi ulusal sermaye ve mallarýna; daha açýkçasý
kendi uluslarýndan bireylerin mal ve sermayelerine sahip
çýktýlar. Türkiyeíde büyüyenler
son yýlara kadar yerli malý koruma haftasý
düzenlendiðini, baþka uluslarýn mallarýna
karþý kampanyalar geliþtirildiðini hatýrlayacaklardýr.
Tarih, Türk devletinin Ermeni, Rum ya da Yahudi burjuvazisine
karþý Türk burjuvazisine destek verdiðinin
ve süreç içinde bu kesimlerin Türkler
lehine tasfiye edildiðinin tanýðýdýr.
Kürt halkýna ait zenginliklerin de uzun bir süreç
boyunca tarumar edildiði de bir gerçektir.
Eðer bir benzetme yapmak gerekirse, egemen hale gelen her ulus, diðer zýrhlýlara karþý kendini koruyabilsin diye kendince daha güçlü zýrhlý bir makina inþa ediyordu.
Zýrhlanmayla beraber baþka özellikler de geldi. Ðniter, bürokratik merkeziyetçi yapýlar, çoðu devletin biçimi oldu. Siyasi iktidar, bazen de Asya, Afrika ve Latin Amerikaída olduðu gibi askeri-siyasi iktidar, devlet kurumlarýný ve sivil toplum yapýlanmasýný egemenliði altýna aldý, merkezler yetki ve yaptýrýmlarla donatýldý, sivil toplum örgütlenmeleri, bölgeler, çoðu toplumsal kategoriler yetkisiz ve zayýf kaldý. Ðlkeyi her bakýmdan baþkentten yönetme, egemen yönetim biçimi olarak yaygýnlýk kazandý. Avrupa ve Asyaínýn federal ve desantralize biçimlenen devletlerinde bile iktidarlar çoðunlukla karþýlýklý güç dengesi ve uzlaþma üzerinde merkezi ve bölgesel güçler arasýnda bölüþüldüyse de bu durum merkezi bürokratik devlet hiyerarþisini kýramadý, devlet ve bürokrasinin aðýr basan rolü hem ekonomik, hem de toplumsal ve kültürel yaþam üzerinde aðýrlýðýný sürdürdü.
Ulusal devletlerin içinde ulusal, dinsel, mezhepsel, kültürel ve dilsel temeldeki etnik grup ve alt-gruplar ya inkar, ya da kulak ardý edildiler. Bütün iyi niyet koþullarýnda bile ªulusal varlýk, birlik ve bütünlükª ya da ulusal çýkarlar adýna ulusal alt-grupsal özellikler kaldýrýlmaya, yok edilmeye çalýþýldý. Çoðu ülkelerde haklarý ellerinden alýndý ya da daha baþýndan itibaren inkar edildi, kendilerine karþý zor kullanýlarak büyük haksýzlýklar edildi. Alt-gruplar, ulusal birlik ve geliþme önünde engel olarak görüldüler. Bu, pekçok ülkede ulusal varlýk, birlik ve bütünlük adýna komþu ulus va ulusal azýnlýklarýn da boyunduruk altýna alýnarak egemen ulus adýna zorkullaným ya da asimile yoluyla yok edilmelerine götürebildi.
Batý da dahil
dünyanýn her tarafýnda aðýr basan
yanýyla böyle oldu. Örneðin Fransa dendiðinde,
tek bir ulustan baþka topluluk yokmuþ ve o da Fransýz
ulusuymuþ gibi bir varsayým egemen kýlýndý
ve dünyaca da böyle kabullendi. Korasikalý, Katalon,
Bask ve baþka toplumlarýn varlýðý
inkar edildi ya da en azýndan küçümsendi,
taleplerine kulak týkandý, önemsiz ayrýntýlar
gibi görüldü. Ýngiltereíde de benzeri
oldu. Ýskoç, Galli ve Vallerin haklarý ªÝngilizlerin
ulusal birliðiª uðruna çiðnendi ya da
gözardý edildi.
Düþünelim bir kez: varsayalým ki biz Kürtler
ulusal bir devlete sahibolsaydýk Kürt ulusu ile ulusal
devlet konseptlerini nasýl belirleyecektik: ülkemizde
Kürtlerden baþka Ermeni, Süryani, Asuri, Keldani,
Rum, Yahudi, Arap ve Türkler de vardý. Biz Kürt
ulusu olarak diyalektler bakýmýndan Kürmanc,
Soran, Dýmýli, Lor ve Hawraman v. d. bakýmýndan
birbirimizden farklýlýklar gösteriyoruz. Kimimiz
Müslüman, kimimiz Yezidi, kimimiz Hýrýstýyan
ya da Yahudidir. Ulusumuz Sünni, Alevi ya da Ehli Hak diye
mezheplere ayrýlýr. Deðiþik tarikatler
aramýzda var. Böylesi bir durumda büyük
bir olasýlýkla Kürt ulusunu ve bu ulustan gruplarýn
tümünün müþterekleri olan özellikleri
yükseltecek, lehcelerden birini resmi dil haline getirecek,
diðerlerini ihmal edecektik. Belki de diðer azýnlýklarýn
dinsel ve mezhepsel gruplarýn, yöresel topluluklarýn
haklarýný tanýmayacak ya da ihmal edecek,
bazýlarýný da gizleyecektik. Çünkü
birlik ve bütünlük içinde bir ulus yaratmamýz
gerekecekti.
Bakýn, Türkiyeíde öyle oldu. Türklerin egemen unsurlarýnýn genel özelliklerinden baþka toplumun var olan tüm renklilikleri inkar, imha ya da ihmal edildi. Kürtlerin ve diðer ulusal topluluklarýn varlýklarý inkar edildi. Türklük, Ýslamlýk, onun da Sünniliði, onun da Hanefi olaný öne çýkarýldý, Türkiyeíde yaþayan herkes bu özellikler içinde entegre ya da asimile edilmeye çalýþýldý, bu ölçülere uymayanlar yok edildi.
Aslýnda ulusal
devletin bu biçimlenmesi ve sözkonusu edilen ulus
konsepti, yanýzca Türkiyeíye özgü
deðil, az ya da çok diðer devletlerin çoðunda
da egemendir. Örneðin federal bir yapýsý
olmasý bakýmýndan Türkiyeínin
yüz seksen derece zýddý gibi görünen
Hindistan bile bu yapýlanmayla biçimlenmiþtir,
orada da tek bir devlet ve ulustan bahsedilmekte, tek bir Hint
ulusu öne çýkarýlmakta, egemen topluluðun
genel özellileri ortak özellikler olarak dayatýlmakta,
farklýlýklar yok ya da örtbas edilmektedir.
Bu yüzden pek çok iç kavga ve çatýþma
boy vermektedir.
Kýsacasý, her ülke deðiþme ve ilerlemesinde
kendine özgü bir yol seçmekle beraber, sözkonusu
ettiðimiz özellik ve eðilimler, tarým toplumundan
endüstri toplumuna geçiþte damgasýný
az ya da çok bütün ülke ve topluluklarýn
yapýlanmalarýna vurmaktadýr, ardýndan
demokrasinin yerleþmesi ve geliþmesine paralel olarak
farklý ülkelerde bu özellikler farklý
derecede zayýflayabilmektedir.
Bilgi toplumuna doðru
ulusal devletlerin yeniden yapýlanmalarý ve uluslararasý
durum
Fakat endüstri toplumundan bilgi toplumuna gittiðimiz
günümüzde, bu toplumla boyveren özellikler,
sermaye, iþ, mal ve hizmetlerin uluslararasýlaþmasý,
mekanlar arsýndaki mesafelerin büzülmesi, yaþamýn
yer ve zamanla iliþkilerinin yeniden biçimlenmesi;
ayný anda dünyanýn en uzak köþeleriyle
iliþkileþme ve daha baþka geliþmeler,
ulusal devletin sözkonusu ettiðimiz zýrhýna
aðýr bir darbe vuruyor.
Ulusal devletlerin kaybolmakta olduklarýný söyleyecek kadar aceleci bir hayalperest deðilim. Ulusal devletler var, yaþamlarýnýn doruðunda yaþýyorlar ve daha çok uzun bir süre yaþayýp geliþmeye devam edecekler. Fakat yeni durum, ulusal devletleri o panzer zýrhlarýndan etmeye baþladý. Devletler þu ya da bu ölçüde zýrhlarýný üzerlerinden atmak zorunda kalýyorlar. Avrupa toplumlarýnýn günümüzdeki yeniden yapýlanmalarýna bakalým: Avrupa Birliðiínin oluþmasýyla onbeþ devlet arasýndaki gümrük duvarlarý ortadan kalktý. Avrupa, Türkiyeíyle olduðu gibi kendi dýþýndaki ülkelerle de bu duvarý ortadan kaldýrýyor. Sermaye, mal ve hizmetler serbestçe gidip geliyor. Ýþgücünü hesaba katmazsak, diðer alanlarda global boyutlarda bir akýþ, gidiþ geliþ var. Ýþgücünün dolaþýmý da kimi kurallarla sýnýrlandýrýlmýþ olmasýna raðmen hergün biraz daha kolaylaþýyor ve dünyanýn bir ucundan ötekine her gün insanlar karýncalar gibi gidip geliyor. Avrupa Birliðiínde ortak bakanlar konseyi, parlamento, üst düzey bürokratik kurumlar, mahkemeler, basýn ve yayýn kurumlarý ve daha pek çok kurum, ulusal kurumlarýn yanýnda mantar gibi boy veriyor. Ulusal hükümetler ve ulusal parlamentolar kimi yetkilerini ortak merkezlere ve parlamentoya devrediyorlar. Tek bir para birimi oluþturuluyor, yakýnda tedavüle girecek.
Dünyanýn baþka bölgelereinde de, daha çok ekonomik alanlarda olmak üzere uluslararasý iþbirliðinin yeni organizasyonlarý geliþtiriliyor. Bunlar, Avrupa Birliði yapýlanmasýnýn çok gerisinde olsalar bile onun yönelmiþ olduðu yapý, yöresel giriþimlere ilham kaynaðý oluyor.
Birleþmiþ Milletleríin, NATOínun, yöresel uluslararasý iþbirliði ve organizasyonlarýn yeniden yapýlanmalarý, yeni roller üstlenmeleri tartýþýlýyor, hatta kimi konularda adýmlar atýlýyor. Uluslararasý non-govermental kurumlar, sivil toplum örgütleri, sendikalar, insan haklarý örgütleri, çevreci organizasyonlar geniþ boyutlarda uluslararasýlaþýyorlar.
Bu olgular, ulusal zýrha darbeler vuruyor, onu çatlatýyor. Ulusal devletlerin merkezi bürokratik yapýlanmalarý darbeler alýyor.Türk cumhurbaþkaný Demirelíin bi sözü vardý ªkarakollarýmýz þefaflaþacakª diye. Onun deyimiyle yeryüzünün ulusal devletleri þefaflaþmaya baþlýyorlar; duvarlarýný saydam camlara dönüþtürüyor, daha büyük kapý ve pencereler açýyorlar. Komþularýyla, dolaylarýyla ve genel olarak diðer devletlerle yeni müþterekler oluþturuyorlar. O sýkký bürokratik merkeziyetçi yapý zayýflýyor, devletlerde bir desantralizasyon baþ gösteriyor. Devlet ekonomiden ve yaþamýn pek çok baþka alanýndan çekiliyor, küçülüyor. Sivil toplum, yaþamýn deðiþik alanlarýnda dah çok söz sahibi oluyor. Devlet artýk gerçekten vatandaþlarýn hizmetine giren bir yapýlanmaya gidiyor. Bölgeler bazý yönetme hak ve yetkilerini merkezden devralýyor, uluslar, ulusal azýnlýklar, dinsel, mezhepsel ve kültürel grup ve alt-gruplar yeni hak ve olanaklar elde ediyorlar. Ulusal devlet sýnýrlerý içinde varolan o bütün varlýk, farklýlýk ve renklilikler, günümüze dek gelen soluk kesici, boðucu düzenlemelerden kurtuluyor, soluk almaya, yeni geliþme olanaklarýna kavuþuyorlar.
Çok belirgin bir biçimde Avrupaída olmak üzere dünyanýn deðiþik yerlerinde geniþ bir desentralizasyon görülüyor, bölgeler, yerel kuruluþ ve muesseseler daha fazla hükümran hale geliyorlar. Ýspanya, Ingiltere, Fransa, Belçika, Kanada ve baþka kimi devletlerde, referandumlarla ya da baþka uzlaþma ve anlaþma yollarýyla ve yeni yasal düzenlemelerle bölgeler, uluslar ve ulusal azýnlýklar kendilerini yönetme hakkýný elde ediyorlar ya da varolaný geniþletiyorlar.
Sosyalist devletler çöktü, onlarýn yýkýntýlarý arasýndan büyüklü küçüklü yeni devletler çýktý. Bu yeni devletler de kendi içlerindeki azýnlýklara yeni hak ve yetkiler vermeye mecbur oluyorlar. Türkiyeíde bile barbar ve geri özelliklere raðmen insanlar devletin küçültülmesi, idarenin desantralizasyonu, devletin yeniden yapýlanmasý gibi þeylerden bahsetme, tartýþma gereksinimi duyuyorlar.
Ýsraile bakalým; yirmiden fazla Arap devletiyle çevrelenmiþ küçük bir ülke olmasýna, etrafýndaki düþmanca niyetlere raðmen Orta-Doðuída durumun normalleþmasi; uluslar arasýnda serbest ve güvenli iliþkilerin kurulmasý, mal, sermaye ve ve hizmet için serbest bir ortamýn kurulmasý, katý gümrüklerin gevþetilmesi v. s. için, Filistinlilere otonomi hakkýnýn verilmesine razý oluyor, genel olarak Araplarla varolan sorunlarýný çözmeye çalýþýyor. Araplarla serbest bir müþterek yaþamýn içine girmeyi mümkün hale getirecek altyapýlarý oluþturuyor. Baþka bir deyiþle Yahudi sermaye ve mallarýnýn Arap pazarlarýnda serbestçe dolaþýmý için ortam yaratýyor. Demek ki Ýsrailliler, dünyanýn oluþan yeni koþullarýnda Filistin ve Araplarla varolan iliþkilerini eski yöntemlerle sürdürme zorunda olmadýðýný, çaðdaþ yaþamýn temelleri üzerinde yeni iliþkiler geliþtirmenin mümkün olduðunu görüyorlar.
Yeni toplum koþullarýnda, bir vatandaþ olarak birey daha özgür ve güçlü hale geliyor; kiþi baðlý olduðu etnik, dini, mezhepsel, kültürel ya da siyasi gruba karþý daha özgürleþiyor; daha küçük ve zayýf toplumsal gruplar büyük gruplara, bir devlet içindeki azýnlýklar egemen ulusa, bölgeler devletin bürokratik merkezi otoritesine, bütün sivil toplum devlete ve merkezi bürokrasiye karþý daha güçlü ve özgür hale geliyor, daha fazla hak ve yetkiler, dolayýsýyla sorumluluklar elde ediyor. Bu eðilim bilgi toplumunun getirdiði evrensel bir eðilimdir.
Denetim sisteminden bilgi
sistemine
Endüstri toplumundan bilgi toplumuna geçiþ sürecinde
toplumun büyük çapta otomatizeleþtiði
bir yöne doðru gidiliyor. Bilgisayar her alanda yaþamla
bütünleþiyor. Genel hizmetler, eþgüdüm
görevleri, eðitim, saðlýk, bilimsel araþtýrma,
keþif ve programlama dýþýnda, fabrika,
dükkan, banka, borsa, pazarlama v. s diðer alanlarda,
üretim süreçlerinde insan gücüne gereksinimi
ortadan kaldýran bir otomatikleþmeye doðru gidiyor.
Ýnsanlara gereksinim olduðu alanlar bile yarý-otomatizeleþiyor.Yani
insan gücünün üretime katký payý
genel bir düþme eðilimi gösteriyor.
Ortaya çýkýþýndan bu yana ilk kez bilgisayarýn görevi yüzde yüz deðiþmiþ bulunuyor. Ýlk ortaya çýkýþýndan son beþ on yýla kadar, bilgi sayarýn görevi devletin, bürokrasinin ve yöneticilerin elinde toplumu ve bireyleri denetlemek, kontrol altýnda tutmak için onlarla ilgili bilgilerin depolandýðý bilgi bankalarý olarak iþlev görmekti. Bilgisayarlar, egemenlerin elinde vatandaþlarý denetim altýnda tutmanýn araçlarýydýlar. Egemenler, kendi düzenlerini sürdürmek için onu araç olarak kullanýyorlardý. Bugün ise bilgisayarýn bilgi ve iletiþim aðýyla donanmasý, kiþisel bilgisayarlarýn piyasaya sürülmesi, internet ve intranet aðlarý, multimedya ve interaktiv virtuel video sistemlerinin geliþip yaygýnlaþmasýyla bilgisayar, esas olarak bir kontrol aracý olmaktan ziyade vatandaþlarýn elinde bilgi ve iletiþim dünyasýna dönüþtü. Artýk esas olan bilgisayarýn bilgi ve iletiþime iliþkin iþlevidir.
Günümüzde öylesine bir iletiþim aðý örülmüþ ki evimde, bilgisayarýmýn baþýnda oturup yer yüzünün hemen hemen bütün üniversite, bilim kuruluþu, kütüphane, basýn ve medya, hükümet, parlamento, arþiv, laboratuar, bilim adamý, aydýn, sanatçý ya da normal vatandaþlarýyla iliþkiye geçebilirim. Ýsveçíten bir kaç saniye içinde Japonyaídaki muesseselere ulaþabilir, orasý beni tatmin etmezse bir kaç saniye sonra Newyorkíteki merkezlere baðlanarak onlarla iletiþim saðlayabilirim. Bana lazým olan bilgileri, bir kaç saniye içinde oralardan kendi bilgisayarýma alabilir ve kullanabilirim. Bir soru, görüþ ya da dileðim varsa onlara ileterek bir kaç dakika sonra cevabýný alabilirim. Ýsveçíin kuytu bir köþesinde küçük bir þehirde yaþamama raðmen her akþam, ertesi sabah Türkiyíde çýkacak gazeteleri internet aracýlýðýyla okuyabilir, ayný anda gidip bu sefer de Mýsýríýn biraz sonra da Avustralyaínýn gazetelerine göz gezdirebilirim, istediðim haber ya da resimleri kendi bilgisayarýma kaydedebilirim.
Elektronik posta aracýlýðýyla ayný anda sözkonusu gazetelerin yazarlarýna, deðiþik ülkelerin parlamenterlerine, politikacýlarýna, bilim adamlarýna, belki de kendi okul öðretmenime, sýnýf arkadaþýma ya da tanýmadýðým herhangi normal bir vatandaþa mektuplar yazabilirim, onlar gerek görürlerse bana cevap verebilirler.
Ýnternette daha þimdiden onbinlerce konuya iliþkin tartýþma gruplarý oluþmuþ, ilgimi çeken herhangi bir konuda gidip o gruplarýn tartýþmalarýný izleyebilir, eðer istersem kendi görüþlerimi de grubun platformuna sunabilirim, her kes benim görüþlerimi de öðrenebilir.
Bütün bu iletiþim süresi boyunca da masraflara karþýlýk olarak ödeyeceðim fiyat, telefonla þehir içinden biriyle konuþurken geçen süreye karþýlýk düþen bir masraf ödeyeceðim, yani telefon iletiþiminden çok daha ucuz bir aðla karþýkarþýyayým. Dünyanýn neresiyle konuþursam konuþayým, þehiriçi konuþmuþ kadar karþýlýk ödüyorum.
Bir araþtýrma ya da makale için herhangi bir konuda bilgiye gereksinimim varsa, o konuya iliþkin bir ya da birkaç sözcüðü internet aðýnýn arama tarama programlarýna yükleyerek bir kaç saniye içinde internet aðý içinde konuya iliþkin ne kadar döküman varsa hepsinin ad ve yerlerini ekranýma getirebilir, tek tek kontrol ederek bana lazým olanlarýný bilgisayarýma aktarabilirim. Bu, bazen dünyanýn dörtbir yanýndan milyonlarca döküman olabilir. Dünyanýn deðiþik yerlerindeki bu bilgilere ulaþmak için önceleri ne param, ne zamaným, ne fiziksel ve entelektüel gücüm ne de ömrüm yetebilirdi. Oysa þimdi bilgi sayar sayesinde bir kaç saniye içinde her þey önümde. Artýk benim için uzaklýðýn hiç bir önemi kalmamýþ. Kendim Isveçíin küçük tenha bir kentindeyim, ama dünyanýn her yanýndaki bilgi merkezlerine olan uzaklýk, mesafe ve zaman açýsýndan benim için eþitlenmiþ, yani parmak ucumla bilgisayarýn tuþlarý arasýndaki mesafeye inmiþ. Parmaklarýmýn ucu, bilgi sayarýn tuþuna deðince Japonyaíya, New Yorkía, Sydneyíe ya da kendi þehrimde sokak baþýndaki kütüphaneye ayný sürede ulaþmýþ oluyorum, aradaki zaman ve mekan her dördü açýsýndan ayný ve saniyeler iþi.
Multimedya
Aldýðým bilgi ya da kurduðum iletiþim,
sadece tekstlerden oluþmuyor. Multimedya sistemi, bilgiyi
tekst, (resim, þekil ve grafiklerden oluþan renkli)
görüntü, ses ve animasyonlarla bana ulaþtýrýyor.
Ðç boyutlu hareketli renkli görüntüler
ve ses efektleri sayesinde benim için neredeyse gerçek
dünyayla eþdeðer olan bir dünya yaratýyor.
Ýnteraktif video sistemleri sayesinde, ben de bu üç
boyutlu virtüel dünyanýn içine giriyor,
pasif bir alýcý omaktan çýkýyorum,
aktif, müdahele edici ve deðiþtirip katký
yapýcý bir unsura dönüþüyorum.
Diyelim ki Kürdistanída dað baþýndaki bir peþmerge ya da gerilla grubunda taþýnabilir bir kompüter, mobil bir telefon ve ikisi arasýnda tercümnalýk iþlevi gören modem denen avuç içi kadar küçük olan bir kutu ve bir kamera varsa, o grup ayný anda içine girdiði askeri çatýþmayý filme alabilir, dakikalarla ölçülebilen kýsa bir süre içinde Med-TVíye ya da diðer dünya televizyonlarýna, basýn yayýn ajanslarýna, hatta internet aracýlýðýyla yeryüzünde bu aða sahip tüm insanlara ulaþtýrabilir. Internet aðýyla baðlarý olanlar, ister ikiþer olarak karþýlýklý ya da çok yönlü olarak birbirimlerine ses ve hareketli fotoðraflar, filmler gönderebilirler.
Amerikaída bir kreþ internete baðlandý. Sabahlarý çocuklarýný kreþe býrakýp iþ baþý yapan anne babalar, istedikleri an önlerindeki bilgisayarýn ekranýndan çocuklarýnýn nerede olduklarýný, ne yaptýklarýný görme olanaðýna kavuþtular.
Bireyin güç kazanmasý ve özgürleþmesi
Bilgi ve iletiþim sisteminin oluþumu, güçlü birey, grup ve toplumlara zaten büyük bir yararlanma olanaðý getiriyor, ama yeryüzünün güçsüz ve dar olanaklý kiþi grup ve toplumlarý da bilgi edinmenin, üretmenin, yaþama aktif katýlýmýn ve kendini ifade etmenin büyük olanaðýna kavuþuyorlar.
Diyelim ki ben bir Kürt yazarýyým. Bir kitap yazdým. Bugüne kadar var olan olanaklar öyle bir durumda ki ya ben kendim kitabýmý yayýnlayýp daðýtýmýný yapmak, ya bir siyasi örgüte beðendirerek yayýnlatmak ya da bir Kürt yayýnevine hiçbir karþýlýk beklemeden üstelik belki bir de masraflarýnýn bir kýsmýný üstlenerek yayýnlatmak durumundayým. Fakat her durumda hem benim, hem siyasi örgütün hem de yayýnevinin olanaklarý son derece sýnýrlý olduðu için kitabým Avrupaída bile pazarlara sürülemiyor, okuyucunun eline ulaþamýyor, çok dar bir tanýdýk çevrenin eline ulaþmakla kalýyor.
Zaman zaman kimi siyasi gruplar ya da arkadaþ çevreleri dergi ve gazete çýkarýyorlar. Fakat Türkiyeínin daðýtým aðýnýn tekeli büyük basýn kuruluþlarýnýn elinde,. Bu tür gazete ve dergilerin daðýtýmýný yapmadýklarý için yayýnlar geniþ okuyuculara ulaþamýyor. Kaldý ki onlar daðýtmayý kabul etse bile bu yayýnlarý çýkaranlarýn büyük bir tirajda basýlmasýný ve geniþ kitlelere reklamlarýnýn yapýlmasýný saðlayacak kadar maddi gücü yok ki tanýnýp okunabilsin.
Ama internet aðý sayesinde, küçük bir siyasi parti, grup ya da tek baþýna bir yazar, hazýrladýðý dergi, gazete ya da kitabý internete yerleþtirebilir ve böylece bu aðda okuyucuya ulaþma olanaðý, koskoca maddi gücündeki Hürriyetíle eþit bir hale gelir. Avrupaída günlük yayýnlanan Özgür Politika gazetesi hergün ayný zamanda internetin elektronik aðýnda da yayýnlanýyor. Dünyanýn her yanýndan, -yani sansür, polis baskýsý ve çete saldýrýlarýyla toplumu denetim altýnda tutmaya çalýþan Türkiye dahil-, okuyucular bilgisayar aracýlýðýyla bu gazeteyi okuyabiliyor, polis ve sansür buna hiçbirþey yapamýyor. Çünkü isteseler de bu aða ulaþamýyorlar.
Kýsacasý, bilgi ve iletiþm teknolojisi çaðýnda öylesine olanaklar doðmuþ ki haber, görüþ ve fikirlerini yaymak için günde milyarlarca lira masraf edenlerle bir kaç on milyon lira harcayabilenlerin elektronik aðdaki yayýnlanma olanaklarý eþitlenmiþtir. Bu, bireylerin ve zayýf gruplarýn ne derece güçlenip özgürleþtiklerinin en açýk kanýtýdýr.
Yine Kürtleríin durumundan bir örnek verelim. Diyelim ki bir grup peþmerge daðda dolaþýyor, savaþýyor ve daðlardaki maðaralarda barýnýyor. Yanlarýnda taþýnabilir bir bilgisayar, mobil bir telefon, bir modem ve kamera var. Bu sayede onlar daðlarýn doruðundaki bir maðaradan Avrupa Birliði Parlamentosuíyla, her hangi bir Kürt enstitüsüyle, Oxford Universitesi, Petersburg kütüphanesi , Kentucky Ðniversitesi Týp Fakültesi ya da Avrupaínýn deðiþik yerlerindeki siyasi arkadaþlarýyla iliþkiye geçebilir, Kürtlerin durumlarýyla ilgili bilgi ve fotoðraflar verebilir, kendileri için hem saðlýkla ilgili týbbi bilgiler, hem dünyadaki geliþme ve akademik çalýþmalarý ya da arþiv bilgilerini alabilirler. Hata bu að sayesinde pek çok konuda eðitim kurslarý kurarak kendilerini, yüzlerce, binlerce peþmerge arkadaþlarýný eðitimden geçirebilirler. Avrupaídaki her hangi bir üniversiteye kaydolup okul okuyabilir, üniversiteden bilgi, döküman ve ders sorularý alabilir, imtihan olabilir, okuldaki ders hocasýna ya da sýnýf arkadaþlarýna soru sorabilir, görüþ bildirebilir, onlarýn görüþlerini alabilir ve böylece bir üniversiteden mezun olabilirler.
Ayný grup, savaþ sýrasýnda yaralanan bir arkadaþlarýný kurtarmak için Avrupaídaki bir ameliyathaneye baðlanabilir, yaralý arkadaþlarýnýn fotoðraflarýný hastahanedeki doktora gösterebilir, doktordan bilgi alabilir, hatta hastahanenin insan anatomisini bütün ayrýntýlarýyla gösteren üç boyutlu interaktif videosundan yararlanarak yaralý arkadaþýna nasýl müdahele edebilceðini anlayabilir.
Dijital iletiþim aðýnda, virtüel þehirler denen buluþma merkezleri oluþmuþ. Evimde, bilgisayarýmýn baþýnda oturuyor, internete baðlanarak sözkonusu virtuel(sanal) þehirlerden birinin elektronik adresini vererek o þehre giriyorum. Eðer o þehirde bir ev almak istiyorsam istediðim mahale, cadde ve o cadde üzerindeki boþ evlerden birini(Home Page) seçiyorum. Kimi þehirlerde bu evler kiralýk, kimilerinde de bedevadýr. O evi istediðim gibi donatýp döþeyebiliyor, istediðim, grafik, ses ve tekstleri yerleþtirebiliyorum. O evden dünyanýn baþka yerlerindeki virtüel merkezlerle iletiþim kurabiliyorum. Ya da evimden çýkarak þehrin mahalle, meydan, pazar, kahve ve kütüphanelerini, danýþma merkezlerini, sohbet ya da tartýþma alanlarýný ziyaret edebiliyor, sohbet ve tartýþmalara katýlabiliyor, alýþveriþ yapabiliyorum. Hatta þehrin sorunlarýyla ya da fiziki dünyanýn baþka bir sorunuyla ilgili olarak o þehrin hemþehrileriyle birlikte bir referandum ya da seçime katýlabiliyorum.
Ðçüncü dünyanýn oluþumu
Bilgi toplumuna geçiþle beraber insan yaþamýnda üç dünyanýn oluþtuðuna iþaret eden bilim adamlarý var. Bu, Maoínun teorisinden oluþan üç dünya deðil. Dünyalardan biri içinde bulunduðumuz fiziksel dünyadýr. Doðup, büyüyüp, öldügümüz, yaþarken çeþitli mutluluk ve acýlarý yaþadýðýmýz maddi dünya...
Ýkinci dünya rüya ve hayal dünyasýdýr. Rüya görürken ya da hayal ederken insanýn yaþadýðý bir alem var. Bu alemde, insanýn baþýna umulmadýk olaylar gelir, insan etrafýndaki hayali çevreyle iliþkilere geçer. Yaþananlar, fiziksel dünyanýnkilerden bambaþkadýr. Zaman ve mekan arasýndaki mesafe kavramý ortadan kalkar, insan olaðanüstü bir güce sahibolur, uçabilir, dünyanýn bir ucundayken, ayný anda baþka bir ucuna konabilir, cinler, canavarlar, devlerle savaþabilir, onlarý yenebilir. Bir odadan baþka bir odaya geçmek için insanýn pencere, kapý ya da merdivenlere gereksinimi yok. Ýstedi mi hemen öbür odadadýr. Ýnsan devken bir anda sinek olabilir, ölüp dirilebilir. Bu rüya ve hayal aleminde her þey olabilir. Fakat uyanýnca her þey kaybolur, görür ki yataðýnda ya da oturduðu koltukta v. s. dir. Insanýn önünde o dünyadan hiçbir eser kalmamýþtýr.
Ðçüncü dünya da, virtuel dünya(sanal dünya) denen günümüz bilgi ve iletiþim teknolojisnin mümkün kýldýðý dünyadýr. Buna sibermekan(cyberspace) da deniyor. Bu dünya, fiziksel dünya gibi deðil, zaman ve mekan arasýndaki mesafe ortadan kalkýyor, rüya ve hayal aleminde yaþanabilen hemen hemen tüm olaylar bu dünyada da yaþanabiliyor. Virtüel dünyanýn sýnýrlarý insanýn hayalleridir. Bir odadan baþka bir odaya geçmek için kapý, pencere ya da merdivenlere gerek yok. Ayný anda dünyanýn bir ucundan baþka bir ucuna baðlanabiliriz. Evimde oturduðum halde dünyanýn bütün þehir, üniversite ve kütüphanelerini gezebilir, insanlarla konuþabilirim. Fakat bu gezinti fiziksel deðil, virtüeldir. Ama rüya ve hayal alemi gibi de deðil, uyanýnca her þey uçup gitmiyor. Zaten uyumuyorum, bu að içinde gerçekten ses ya da görüntü biçiminde bilgiye ulaþýyorum, film seyrediyrum, sohbet ve tartýþmalara katýlýyorum, okul okuyor, diploma alýyorum, referandum ve seçimlere katýlýp dernek ya da parti baþkanýmý, belediye reisimi ya da ülkenin baþbakanýný seçebiliyorum. Kanunlarýn çýkarýlmasýnda, bütçenin onaylanmasýnda v s. oy veriyorum, ticaret merkezlerine, dükkanlara gidip alýþveriþ yapýyorum, ben dýþarý çýkmadan ýsmarladýklarým evime geliyor, karnýmý doyuruyor ya da yeni elbisemi giyiyorum, bankamla iliþkiye geçip borçlarýmý ödüyorum v. s. Yani gerçekten etkileniyor ve etkiliyorum.
Varolan, artýk hayal ve rüya alemi deðil ki uyanýnca her þey uçup gitsin, insanýn içinde dolaþtýðý, çalýþýp ürün verdiði, kendini ifade ettiði virtüel bir dünyadýr.
Yeni oluþumlar, yeni iliþkiler
Bilgi toplumu, beraberinde yeni oluþumlar getiriyor. ªMadem dünya globalleþme ve otomatizeleþme yönünde gidiyor, daha somut olarak nelere yol açýyorª diye soru soranlarýn ve cevap arayanlarýn sayýsý hergün daha da artýyor.
Bu sorular en çok da ekonomik yaþam alanýnda yoðunlaþýyor. Bilindiði gibi Avrupaínýn günümüzdeki en yakýcý sorunu iþsizlik. Ýþsizlik çoðunlukla hükümetlerin politikalarýna, konjoktürel ulusal ya da uluslararasý krizlere baðlanýr. Siyasi iktidarlarýn iradelerinin ürünü olarak alýnan ekonomik önlemler de kýsa, orta ya da uzun vadede iþsizliðin ortadan kaldýrýlabileceði ya da marjinalleþtirilebileceði varsayýlýr. Kimi uzman ve araþtýrmacýlar da iþsizliðin konjüktürel olarak artýp azalmasýnda ekonomik bunalýmlarýn, hükümetlerin ekonomi politikalarýnýn rolünü kabul etmekle beraber, bunun, varolan ekonomi politikalarla iþsizliðin ortadan kaldýrýlabileceði, ya da aza indirilebileceði anlamýna gelmediðini belirtiyorlar. Ekonomik ve toplumsal yaþamdaki otomatikleþme, bilgisayar ve robotlarýn her tarafa girmasi, öylesine bir durum yaratmýþ ki kaþýkla toplanýrken kepçeyle daðýtýlýyormuþ gibi; bir yandan þuradan buradan önlemler alýnarak yýlda bir kaç bin iþçiye iþ alaný yaratýlýrken diðer yandan otomatizeleþme, þirketlerin kendilerini reorganize etmeleri v. s. nedeniyle onbinlerce insan bir anda toptan iþten atýlabilmektedir. Robotlar pekçok alanda çok daha kaliteli, ucuz ve süratli üretim yaparken þirketlerin oralarda iþgücünü ýsrarla tutmayacaklarý açýk. Bugünkü konsepte göre toplumun çok geniþ bir bölümünün yakýn gelecekte iþsiz kalacaðý görülüyor.
Belki de, iþ ya de çalýþma derken neyi kasyetiðimizi yeniden açýklýða kavuþturma, bunlarla ilgili yeni bir taným geliþtirme durumunda olduðumuz söylenebilir. ªArtýk iþ, sadece maaþ karþýlýðý yaptýðýmýz üretim ya da hizmet faaliyetleri olarak tanýmlanmamalý, insanýn ilgi duyduðu ve sevdiði her uðraþý da iþ içinde sayýlmalýª biçiminde görüþ ortaya koyanlarýn sayýsý giderek artýyor. Bunlara göre bir insanýn resim yapmasý, þiir yazmasý, spor yapmasý, edebiyat uðraþýsý, müzik ya da kolleksiyonculukla ilgilenmesi gibi bugün hobi olarak sayýlan uðraþlar da iþ tanýmýnýn içine alýnmalý. Maaþ alma sorunu da öyle bir duruma gelmeli ki vatandaþlýk hakký gibi bir hak olarak algýlanmalý nasýl bir ülkenin vatandaþý olduðumuzda, ya da dünyaya geldiðimizde seçme ve seçilme ve benzeri bir takým vatandaþlýk haklarýmýz kayýtysýz koþulsuz varsa, maaþ alma da her vatandaþ için bir vatandaþlýk hakký olarak kabul edilmelidir. Bunu her kes almalý, ayrýca ücret karþýlýðý iþ bulanlar, ek olarak, ücretlerini de almalýlar.
Doðrusu bu konularda daha ileri gitme yanlýsý deðilim. Yazdýkarým, tartýþmalarýn hangi boyutlara ulaþtýðýný bir ölçüde göstermek içindir.
Virtuel demokrasi
Ortaya çýkan olgu, baþka bir tartýþmayý daha beraberinde getiriyor. Siyasal yaþam, demokrasi, toplumun kendi kendini yönetme ve vatandaþlarýn iradelerinin ortaya çýkma biçimlerinde ne gibi deðiþimler olacak?
Bugün demokrasinin bulunduðu ülkelerede genellikle temsili demokrasi koþullarýnda yaþýyoruz. Yani vatandaþlar olarak herhangi bir sorun konusunda bir araya gelip tartýþma ve karar verme olanaklarýndan yoksun olduðumuz için, önce kendi temsilcilerimizi seçip parlamento ya da belediye meclislerine gönderiyoruz, onlar da bizleri temsilen gidip oralarda kararlar alýyor, kanunlar yapýyor, bütçeler düzenleyip onaylýyorlar, hükumetler kurup denetliyorlar v.s. Bu süreçlerin en saðlýklý biçimde iþlemesi için siyasi partiler var.
Fakat biliyoruz ki tarihte demokratik iþleyiþ ve kurallar hep böyle olmadý. Demokrasinin ilk çýktýðý Antik Yunanída þehir devletlerinde vatandaþlarýn tümünün katýldýðý tartýþma ve karar alma süreçleriyle oluþan direkt demokrasiler vardý. Örneðin o dönemde Atina þehri baþlýbaþýna bir þehir devletiydi. Atinaínýn vatandaþlarý her hangi bir sorun olduðunda bir arena ya da meydana gidip sorunu tartýþýyor ve orada doðrudan karar alýyorlardý. Fakat nüfus artýþý, þehir devletleri yapýsýnýn kaybolmasý, kýrallýklarýn, imparatorluklarýn kurulmasýyla direkt þehir demokrasileri yitip gitti. Daha sonra Batýída demokrasiye yeniden dönüldüðünde artýk bütün vatandaþlarýn gidip bir yerde toplanmalarý olanaksýzlaþmýþtý. Bu sefer temsili demokrasi ortaya çýktý. Vatandaþlar, önce kendi temsilcilerini seçtiler, onlar da gidip vatandaþlar adýna ülkeyi yönettiler. Günümüzde yapýlan da genellikle budur.
Ancak bilgi ve iletiþim teknolojisi koþullarýnda, insanlarýn dijital að sayesinde ülkenin ve dünyanýn her tarafýyla iliþkiye geçme olanaðýna kavuþtuðu ortamda, ülkenin sorunlarý konusunda vatandaþlarýn bizzat direkt olarak tartýþmalarýnýn ve karar alma sürecinde kendi oylarýný doðrudan doðruya kullanmalarýnýn olanaðý doðmuþtur. Artýk bir partinin üyesi, delege aracýlýðý olmadan parti yöneticisini, parti programýný ve kongre kararlarýný onaylayýp onaylamama konusunda oyunu verebilir. Bir þehrin hemþehrisi, kendi þehrinin seçimleri ya da bütçesi ile ilgili tartýþma sürecine katýlýp oy kullanabilir, bir seçmen ülkesinin parlamento seçimlerinde oyunu kullanabilir, hükümete güvenoyu verebilir ya da bütçeyi onaylayabilir. Bunun anlamý, bir yerde yepyeni bir biçimde direkt demokrasinin koþullarýnýn yeniden oluþtuðudur.
Kuþkusuz sorun sorunu açýyor. Örneðin gelecekte siyasi partilerin, parlamentolarýn ve diðer temsili kurumlarýn rollerinin nasýl deðiþeceði gibi sorunlar daha þimdiden tartýþýlmaya baþlandý bile. Demokrasi de ayný biçimde tartýþma konusu oluyor. Acaba yeniden direkt demokrasi geri mi gelcek, ya da ikisi dýþýnda yepyeni bir demokrasi biçimi mi doðacak. Geleceðin demokrasisine adlar konmaya baþladý bile; ªvirtüel demokrasiª ya da ªdijital demokrasiª diye...
Kötü güçler
Kalýn hatlarla belirtilmesi gereken bir kaç sorun daha var. Global elektronik iletiþim ve bilgi aðý en küçük ve zayýf gruplara ya da bireylere bile muazzam olanaklar saðladýðýna göre, toplumdaki kötü güçlerin ve insanlarýn da hizmetine girecek. ªBunlar sözkonusu olanaklardan yararlanarak topluma büyük zararlar verebileceklerª diye haklý olarak kaygýlananlar var. Seks tacirleri, pedofiller, ýrkçýlar, mafia örgütleri, teröristler kendi kirli emelleri için bu bilgi aðýndan yararlanabilirler. Bu tür güçler, daha þimdiden faaliyetlerine baþlamýþlardýr. Ama buna karþý toplumun meþru ve saðduyulu güçleri, yasal kurum ve temsilcileri de büyük bir mücadele veriyorlar. Unutmamak gerekir ki zararlý güçler toplumun bizzat maddi yaþamý içinde zaten var ve toplum, örgütlü olarak bunlara karþý mücadele ediyor. Kötü güçler var diye bu olaðanüstü olanaktan vazgeçilemez.
Baþka bir sorun da bilgi ve iletiþim tekniðinin geliþmiþ ülkelerde herkesin elinde bulunmamasý, toplumun bazý kesimlerinin bu teknik olanaktan yoksun olmalarýdýr. Geri kalmýþ ve geliþmekte olan ülkeler de sözkonusu aðýn tüm alt yapýsýný döþeyecek güçten yoksundurlar. Eðitilmiþlik düzeyi bakýmýndan da herkes bu teknikten yeteri kadar yaralanabilme bilgi ve becerisine sahip deðil.
Baþka bir kaygý daha var. Ýleri teknoloji ve tüm bilgi aðý onu üreten þirketlerin tekeline geçebilir. Böyle olursa, bilim adamlarý, araþtýrmacý ve programcýlar da bu tekellerin tahakkümü altina girebilir, bunlar bilgi aðýný, dolayýsýyla bilgiyi çýkarlarý doðrultusunda yönlendirebilirler. Bu, ister istemez dünyayý kimi dar elit gruplarýn yönetmelerine yolaçabilir.
Böyle bir varsayýmdan hareketle de bilimsel teknolojik geliþmeden, toplumsal ilerlemeden vazgeçilemez. Kaldý ki istesek bile çýð gibi büyüyen bu olgunun önüne geçemeyiz. Dünyanýn ileriye doðru deðiþimi durdurulamaz. Bir gün önce bu gerçeðin bilincine vararak mücadelemizi yeni olgunun beraberinde getirdiði adaletsizliklere yöneltmeliyiz. Toplumun geniþ katmanlarýnýn ve dünyanýn her yerindeki insanlarýn bu olanaklardan adaletli bir biçimde yararlanma koþullarýný yaratacak mücadeleleri gündeme getirmeliyiz.
Öte yandan, yeni sistem öyle bir sistem ki üretenlerin onu kendi tekellerinde tutmalarýna olanak yok, hatta yararlarý bu sistemin toplumda yaygýnlaþmasýndadýr. Þirketlerin çýkarlarý sisteme herkesin ve her ülkenin sahib olmasý, herkesin onu kullanabilmesine olanak oluþmasýdýr. Kaldý ki globalleþmiþ dünyada kendileri de dünyanýn her taraftýndadýrlar. Sistemin alt yapýsýnýn geliþmiþ ülkelerle sýnýrlý kalmasýný benimsemezler, aðýn geri kalmýþ ülkelerde de yaygýnlaþmasýný isterler. Geri kalmýþ demokratik olmayan ülke yöneticileri bundan korkmakla birlikte, genellikle ülkelerin sorumlularý, yöneticileri ve güç sahipleri aðýn yayýlmasýdan yana tutum alýyorlar.
Kuþkusuz bu aðý karþýlýksýz olarak yeryüzünde döþemiyorlar. Maliyetinin onu üretip inþa edenlere ve kullananlara ucuz gelmesi için ellerinden geldiðince uðraþýyorlar. Pek çok yerde, devlet altyapýyý ve pek çok gideri üstleniyor. Yani giderler vatandaþlarýn vergilerinden karþýlanýyor. Bu durum vergi ödeyen, oy kullanan ve müþteri olan vatandaþlarýn da iletiþim aðýnýn þöyle ya da böyle olmasýnda söz sahibi ollabileceklerini ve güçlerini bilinçli bir biçimde kullanmalarý gerektiðini gösterir. Vatandaþlarýn gücü, tekelleþmeye karþý en saðlýklý engellerin baþýnda gelir.
Yeryüzünde hak, hukuk, adalet ve eþitlik gibi sorunlar için mücadelenin hep varolduðunu, bundan sonra da varolacaðýný ve kendisini yeni toplumun gereklerine uyarlayacaðýný görmekteyiz.
Aydýnlatýlmasý gereken baþka önemli bir konu daha var. Geçen bölümlerde, vatandaþlarýn etraflarýnda, þehirlerinde ya da ülkelerinde yaþanan problemlere iliþkin olarak doðrudan doðruya görüþ bildirme, oy kullanma ve karar verme olanaklarýnýn doðduðunu belirtik. Ancak varolagelen kimi toplumsal iliþkiler, bu süreçlerin yeterli, saðlýklý ve herkes için iþlemesini engelliyor.
Bu, bir bakýma, ekonomik durumlarý ve yaþam koþullarý nedeniyle, geçmiþte kadýnlarýn ve mülkiyet sahibi olmayan erkeklerin oy hakkýndan yoksun olmalarýna benziyor. Kadýn ya da erkek, mülkiyet sahibi ya da emekçi olmasýna bakýlmaksýzýn her vatandaþýn seçme ve seçilme hakkýna sahibolmasý için uzun vadeli mücadeleler verildi. Bugün de bilgi toplumu koþullarýnda her vatandaþýn doðrudan doðruya oy kullanmasýna olanak doðduðuna göre, kimse ªhayýr bunlar sade vatandaþtýr, ülkenin ya da þehirlerinin sorunlarý konusunda bilgisizdir, doðrudan doðruya oylarýný kullanmalarýna gerek yok ya da sakýncalý olurª diyemez, dememelidir. Geçmiþte baþka bir yolu olmadýðý için, biz, politikacýlarý seçerek parlamentoya gönderiyorduk, onlar zorunlu bir görevin sonucu olarak bizi temsilen gidip oy kullanýyorlardý. Ancak þimdi zorunlu olmadýgý halde, hak ve yetkilerimizi kullanmaktan vazgeçip kendilerine devrettiðimizde, geçmiþin mülkiyet sahibi erkekleri gibi ayrýcalýklý duruma gelirler.
Yeni gerçek, önümüze iki somut hedef ve bunlarýn üzerinde temellenen demokratik bir talep koyuyor.Talep, her kese doðrudan tartýþma ve oy hakký veren yeni bir demokratik siyasal sistemin oluþmasýdýr. Birinci hedef, böyle bir sistemde her ergin vatandaþýn haklarýný tam olarak kullanmasýný olanaklaþtýran iletiþim aðýna ve aðý kullanma bilgisine sahibolmasý, ikinci hedef de her vatandaþýn ülke sorunlarý konusunda yeterli zaman ve imkana kavuþmasýdýr. Günde sekiz saat çalýþan biri elbette gerekli bilgileri elde etme zamanýndan yoksundur. Sekiz saat yerine çalýþma süresi günde altý saate indirilirse vatandaþlar bu yönde daha fazla zamana sahibolabilirler.
Bu olgu þunu gösteriyor: Çalýþma süresinin kýsaltýlmasý ve altý saat çalýþma talebi, sadece yeni iþ alanlarý yaratmak için deðil, her vatandaþa kendi vazgeçilemez devredilemez demokratik vatandaþlýk haklarýný kullanma olanaðý vermek için de gereklidir.
Düþünce tarzýmýzý deðiþtirmeliyiz
Gelelim yeryüzündeki oluþum ve deðiþimlerin Kürt sorunu üzerindeki etkisine. Kanýmca, bunca deðiþime raðmen sorunlarýmýza baktýðýmýzda düþünce tarzýmýz, bakýþ açýmýz ve çözüm önerilerimiz sanki bu dönüþümler yeryüzünde yaþanmamýþ gibi biçimleniyor. Halen olaylara geleneksel düþünce tarzýmýzla yaklaþýyoruz. Geçmiþin geleneksel yöntem ve önerilerinden kurtulamadýðýmýzý gösteriyoruz. Örneðin Kürt dilinin birliði gündeme geldiðinde, çok rahatça geçmiþin geleneksel çözümlerini örnek göstererek ªKürdistaníýn bütün parçalarý kurtulup birleþmeden, siyasal birlik gerçekleþmeden Kürt dilinin birliði gerçekleþemezª deriz.
Ya da daha basit bir örnek vereyim: Kürtler Avrupaída deðiþik ülkelere daðýlmýþ. Dernek, örgüt, enstitü ve vakýflarý da deðiþik ülkelere yayýlmýþ. Buradan hareketle ªdaðýnýk bir durumdayýz, olanaklarýmýz son derece sýnýrlýdýr, deðiþik ülkelerden bir araya gelip toplanamýyor, sorunlarýmýzý tartýþýp çözümleyemiyoruzª deriz.
Bilgi toplumu artýk çok farklý düþünmemiz gerektiðini gösteriyor. Kürdistan daha fiziksel yapýda birliðe kavuþmadan da bilgi ve iletiþim teknolojisinin yer va zaman kavramýný büsbütün deðiþtirdiði koþullarda Kürt dilinin birliði süreci baþlatýlabilir. Birlik sürecinin ve ulusal birlik konseptinin de geçmiþin geleneksel yollarýndan olmayabileceðini, yeni toplumsal biçimlenmenin gereklerine göre oluþabileceðini görmemiz gerekiyor.
Yeni koþullarda, Avrupaída yaþayan Kürtler, bir ülkeden diðerine gidip onca masraf yapmadan da elektronik iletiþim aðý sayesinde internet ve intranet sistemlerini kullanarak günlük sürekli iletiþim içinde olabilir, tartýþma gruplarý, bilgi merkezleri ve karar alma sürecleri oluþturabilirler. Avrupa, Amerika, Avustralya ve Kürdistanídaki Kürtler her bakýmdan bilgi alýþveriþinde bulunabilirler. Med TV ve uluslararasý yayýn yapan radyolar sözkonusu elektronik að sistemiyle Kürtler için yapyani bir dünya yaratýyorlar. Sömürgeci devlet baskýsý, sansür ve hudut dinlemeyen böylesi bir çok yönlü iletiþim aðýnýn varlýðýndan sonra Kürdistaníýn eski Kürdistan olamayacaðýný, Kürt sorununa eski yaklaþýmlarýn yetersiz kalacaðýný görmek gerekiyor.
Düþünün bu bir baþlangýçtýr; bütün sistemleri bilinçli ve yeterli kullanmadýðýmýz halde, Kürdistaníýn dört bir yanýndaki insanlar evlerinde birbirleri hakkýnda haberler alýyor, birbirlerinin dert ve acýlarýný duyuyor, sevinçlerini paylaþýyorlar. Televizyonlarda, Kürt dili, tarihi ve mücadelesi, Kürdistnaíýn dört parçasýndan þehir, kasaba ve köyler ile ilgili çok yönlü bilgiler veriliyor. Mahabadílý Diyarbakýrílýyý, Kamýþlýílý Süleymaniyeíliyi dinliyor, görüyor. Kürmanc Sorancayý, Soran Dimiliceyi duyuyor v.s. Satelit sayesinde uluslararasý düzeyde yayýn yapan radyo ve televizyonlar artýk hudut, gümrük ve ordu dinlemiyorlar. En gaddar iktidarlar bile çaresiz kalýyor.Ayný sistem geliþtirilerek internet aðýyla ve yakýn gelecekte büsbütün dijital iletiþim aðýyla donandýðýnda; televizyon, telefon ve bilgisayarý birleþtiren tek bir sistem yer yüzünü örttüðünde Kürt ulusunu birleþtirebilecek bir iletiþim aðýnýn nasýl mümkün hale geldiðini görüyoruz.
En kötü koþullarda bile neler yapabilceðimize iiliþkin bir kaç örneðe dikkat çekmek istiyorum. Biliyoruz ki Türkiye, Kürtlerin býrakalým ulusal siyasal haklarýný, kültürel haklarýný bile tanýmýyor. Uzun bir süre de devlet Kürt dili ve kültürünün geliþmesi için herhangi bir çaba harcamayacak. Böye olunca, günümüze kadar düþündüðümüz geleneksel yöntem ve olanaklarla Kürt dili ve kültürünü yaþatmamýz, insanlarýn buna sahip çýkmasýný, kullanmasýný, geliþtirmesini saðlamamýz neredeyse olanaksýz.
Diðer yandan Türkiyeínin kimi dönüþümlere zorlandýðýný, devletin küçülmesini, serbest pazar ekonomisi ve özelleþtirmeler temelinde kimi reformlarýn yapýlmasýný, merkezi hükümetteki kimi yetkilerin yörelere, belediyelere, daha alt devlet örgütlerine ve özel giriþimcilere verilmesini isteyen hareketler var. Bu, yakýn dönemde develet Kürt dili ve kültürünü geliþtirme yönünde herhangi bir giriþimde bulunmasa bile özel giriþimlerle, sivil örgüterin, vakýf ve enstitülerin katkýlarýyla Kürtçe okullarýn, dershane, kültür ve bilim merkezlerinin kurulabileceðini gösteriyor.
Virtüel merkezlerle birbirine baðlanan bir ulus
Diyelim ki Diyarbakýrída bir kaç öðretmenin giriþimiyle özel bir Kürtçe dershane kuruldu. Dershane bir bilgisayarla kendini internet aðýna baðlarsa ve Kürtlerin yurtdýþýnda kültürel bir virtüel merkezleri varsa, bu dersane o merkezden dil, kültür, tarih, edebiyat, resim, fotðraf v. b. her konuda bilgi ve materyal saðlayýp kendi öðrencilerine sunabilir. Böylesi bir iliþkiyle, sadece bir kaç öðretmenle bile Diyarbakýrída yýlda yüzlerce Kürt genci kendi dilini, edebiyatýný ve tarihini öðrenebilir.
Ya da Irak Kurdistanýínda Selahaddin ve Süleymaniye üniversiteleri ayný bilgi ve iletiþim aðýyla yurt dýþýndaki virtüel Kürt merkeziyle ve dünyanýn diðer yerlerindeki üniversitelerle iliþkiye geçebilir, istedikleri her türlü sosyal ve fen alanýndaki bilgi ve materyalleri öðrencilerine sunabilirler. Onlar da böylesi bir virtüel merkez kurarak dünyaya Kürtlerle ilgili pek çok bilgiyi sunabilirler. Her dört parçadaki ve dünyanýn dört bir yanýndaki Kürtler bu bilgiden yararlanabilirler.
Batý dünyasýnýn tüm eðitim kurumlarý, okullar, üniversiteler bilim ve araþtýrma merkezleri, kütüphaneler eðitim program ve derslerini, bilgi ve belgelerini virtüel merkezlere yerleþtirmiþler, uzaktan eðitim denen bir eðitim sistemiyle, dünyanýn her yerinden öðrenci kaydedip eðitiyor, mezun ediyorlar. Oxford Ðniversitesinde okumak için artýk gidip Ýngiltereíde okula devam etmeye gerek yok, Türkiyeíden, hatta dað baþýndan internet aracýlýðýyla bu okulu takip ederek iliþki kurmak, soru sormak, cevap vermek, tartýþmalara katýlmak, imtihanlara girmek v. s. mümkün. Batýlý ülkeler kurduklarý virtüel okul sistemleriyle, yurt dýþýnda deðiþik ülkelerde yaþayan vatandaþlarýna, diplomatlarýn çocuklarýna bulunduklarý yerlerde okuma olanaðý saðamýþlardýr. Çocuklar hem aileleriyle birlikte yaþayabiliyor, hem de ülkelerinin eðitimini izleyebiliyorlar.
Dünya bununla da yetinmiyor. Önümüzdeki yakýn dönemde telefon, bilgisayar ve televizyonun birleþmesiyle sistem, artýk yaþamýn her alanýna girecek, insanlar her türlü alýþveriþlerini, devlet daireleriyle her türlü sorunlarýný bu aðla çözecekler, birbirleriyle ses ve görüntünün de olduðu bir iletiþim saðlayacaklar, parti ya da derneklerinin üye ve yöneticileriyle görüþüp onlarla sohbet edebilecek ya da tartýþabilecekler. Aslýnda bu tür iliþkiler pek çok batý ülkelerinde baþlamýþ bile.
Eðer geliþmelerin bilincinde olarak yakýn ve uzak geleceði görebilen bir duyarlýlýkla hareket ederek geliþmelerin arkasýnda kalmayan bir hazýrlýkla davranabilirsek Kürtler de çok þey yapabilirler. Diyelim ki virtüel bir ulusal kongre merkezi kurulabilir. Ýçerde ve dýþardaki bütün Kürt ileri gelenleri, aydýn ve siyasileri onunla baðlantý içinde olup karþýlýklý bilgi alýþveriþinde bulunabilir, karar alabilirler. Bütün kültürel ürünlerimiz dijitalleþtirilebilir, dünyanýn her tarafýndaki Kürtlere ve Kürt kültürüne ilgi duyanlara sunulabilir. Yurt dýþýndaki bütün Kürt örgüt ve partileri birbiriyle, þube, örgüt ve üyeleriyle baðlanabilirler. Avrupa çapýnda, uluslararasý çapta deðiþik Kürt platformlarý oluþturulabilir.
Konuyu örneklerle uzatmaya gerek yok. Þunu demek istiyorum. Toplumsal yaþam öyle bir sürece girmiþ ki bilgi toplumunun saðladýðý olanaklar, ezilen, baþkasýna nazaran dah güçsüz, olanaksýz va dayanaksýz olan Kürt ulusu bile yararlanabilir, durumunu ciddi bir biçimde deðiþtirebilir, mücadelesini güçlendiren, ileri götüren bir düzeye çýkarabilir. Bu sayede, fiziksel parçalanmýþlýða raðmen dünyanýn her tarafýndaki Kürtler arasýnda(boyunduruk altýndaki her dört parça da dahil olmak üzere) baðlar kurulabilir, aralarýnda karþýlýklý bilgi kültür ve bilgi alýþveriþi yürütülebilir, ortak ulusal bir bilincin oluþmasýnýn maddi temelleri döþenebilir, Kürt lehçeleri hem canlanýr hem de birbirine yaklaþýr, her taraftaki Kürtler daha rahat bir þekilde birbirlerini anlayabilirler. Kürtler arasýnda hem Kürtçe hem de diðer bilgi ve bilim dallarýnda eðitim olanaklarý artar, ulusun bireyleri daha yüksek düzeyli insanlar haline gelirler. Bu da ulusun daha da güçlenmesine katkýda bulunur.
Ulusal sorumluluk
Þunu belirteyim ki özellikle son bir yýlda sayýlý kimi Kürt parti ve örgütü internet aðýndan yararlanmayý deniyor. Bu, onlarla ulusun bireyleri arasýnda çok kolay bir letiþim olanaðý saðlýyor. Özgür Politika, her günkü elektronik yayýnýyla okuyucuya büyük bir hizmet veriyor. Güney Kürdistaníýn bir iki parti ve dergisi elektronik aðda yer alýyor, bazý kurumlar basit düzeyde de olsa kimi hizmetler veriyorlar. Med-Tvínin yayýný, elektronik aðda olmazssa bile bu anlamda en ileri geliþme sayýlabilir. Ancak en ileri düzeyde bu soruna el atanlar baþta olmak üzere Kürt siyasi partilerinin ve diðer sivil kuruluþlarýnýn Kürt aydýnlarýnýn ne yeni dönemin farkýnda olduklarý ne de bu teknolojinin yarattýðý muazzam potansiyel karþýsýnda çaðdaþ bir performans gösterdikleri söyenebilir. Ondan yararlanmaya kalkanlar, çok dar görüþlü, ilkel ve amatör bir yaklaþým ya da bireysel hobi düzeyinde bir ilgi gösteriyorlar. Hiç kimse konunun Kürt ulusunun kaderiyle ilgili olduðunu göremiyor.
Ama artýk gaflet içindeki gidiþata dur demek gerekiyor. Ulusal sorumluluklarýmýzýn bize yüklediði çaðdaþ görevlerimizin farkýna varmalýyýz. Sormak gerekir; daða çýkýp savaþan, bu savaþta öldüren ya da ölen bir Kürt, niçin bunu yapýyor? Kürt ulusunun kurtulmasý, hak ve özgürlüklerine kavuþmasý, her Kürtíün kendi ulusal ve kültürel deðerleriyle serbestçe ve mutlu bir biçimde yaþamasý için deðil mi? Peki bunca peþmerge ya da gerillayý daða kaldýrýp onlarýn onbinlercesinin ölümünü ve milyonlarca Kürt insanýnýn acýlar çekmesini göze alan Kürt partileri, Kürtlerin de gücü dahiline girmiþ teknolojileri nededen mücadelnin emrine vermiyorlar? Bugün kimi Kürt partileri var ki uluslararasý düzeyde bütün ulusa seslenebilecek bir ya da bir kaç televizyon kanalý kurabilir, yukarýda sözkonusu ettiðimiz dijital merkezler oluþturabilirler. Ama bunu yapmayý akýllarýnýn ucundan bile geçirmiyorlar. Kürt ulusunu ilerletecek, birliðini pekiþtirecek, bilinçlendirip güçlendirecek bu aðý oluþturmak onlarýn ulusal görevi haline geldiði halde bunu oluþturmuyorlarsa, ulusal görevlerini gözardý ettikleri anlamýna gelmez mi?
Sözkonusu ettiðimiz görevlerin yerine getirilmasi, bir kaç yýl öncesine kadar onlar için ulusal bir görev olarak kendini dayatmýyordu. Çünkü güclerini aþan bir durumdu. Bir kaç yýl öncesine kadar televizyon kanallarýný sadece devletler kurabiliyordu, özel þahýslar radyo ve televizyon istasyonlarý na sahip olamýyorlardý. Kürtler isteseler de, maddi olanaklarý olsa da, devlet olmadýklarý için, televizyon yayýný yapamazlardý. Kimse de ulusal bir görev olarak bunu onlardan beklemiyordu. Onlar peþmerge olabiliyorlardý, ulus onlardan bunu bekliyor, onlar da bunu yapýyorlardý. Ama bugünün yeni dünya düzeninde yasal olarak özel kiþilerin, devlet olmayan kurumlarýn da televizyon istasyonlarý kurma, okullar açma, dijital merkezler oluþturma yasal olnaklarý ve Kürlerin de bunu yapabilmeye gücleri var. Bütün bunlar varken yapmamak ulusal görevden kaçmak deðilse nedir?
Avrupaída bir vatanadaþ insiyatifi
Sorumluluk sadece Kürt örgütlerinin omuzlarýnda deðil. Aydýnýn, sanatçýnýn, her meslekten Kürt insanýnýn önüne yeni sorumluluklar gelmiþ. Artýk sorumluluklarýnýn bilincinde ve çaðdaþ dünyanýn gereklerinin farkýnda olan bireyler olarak davranmalýyýz. Özellikle Avrupaída yaþayan Kürtler açýsýndan yepyeni fýrsatlar ortaya çýkmýþtýr. Yarým milyonu aþkýn Kürt olarak Avrupa Birliði ülkelerinde yaþýyoruz. Bu birliðe baðlý ülkelerin ya vatandaþlarý, ya da oturma ve çalýþma müsaadesi almýþ nüfusuyuz. Vergi veriyor, askerlik yapýyor, çalýþýp iþ yaþamýna iþçi iþveren olarak, kültür yaþamýna kültür ve sanat birikimimizle katkýda bulunuyor, yerel ve genel seçimlerde, hatta Avrupa parlamentosu seçimlerinde oy kullanýyoruz, seçme ve seçilme haklarýmýz var. Buralarda artýk bir yaþam kurmuþuz, misafir ya da gidici deðiliz. Kaldý ki dünya öylesine küçülmüþ ki artýk hem buralarda sürekli yerleþik bir yaþam sürdürüp hem de ülkemizle kuvvetli baðlara sahip olma olanaklarýmýz var. Artýk kendimize Avrupaída yarým milyonu aþan bir nüfusa sahip ulusal bir azýnlýk olarak bakmalý, Avrupa Birliði otorite ve kurumlarýný da bizleri böyle görebilmeleri için neler yapabileceðimizi açýklýða kavuþturmalýyýz. Avrupa Birliðiínin diðer vatandaþlarýyla yaþamý tüm yönleriyle paylaþma, onlarýn sahibolduðu hak ve olanaklardan yararlanma taleplerimizi gündeme getirmeliyiz.
Ðlkemizde boyunduruk altýnda tutuluyoruz, her türlü hak ve özgürlükten yoksunuz, taleplerimize zorbalýkla cevap veriliyor. Bütün bunlarý olaðan ve meþru görmüyoruz. Bunu, o ülke yöneticilerinin barbarlýklarýna, insan dýþýlýklarýna v.s. baðlýyoruz. Peki yarým milyon nüfus demokratik Avrupa topluluðunun içindeyiz, artýk bu topluluðun ayrýlmaz bir parçasý olmuþuz, ayrý bir dil ve kültürümüz, kimi farklý özelliklerimiz var. Bunlara karþýlýk düþen taleplerimize Avrupa Birliði düzeyinde cevap verilmesi gerekmez mi? Kendi dilimizde okul, eðitim, radyo ve televizyon hakkýmýz yok mu? Tek tek her Avrupa Birliði ülkesinden bu taleplerde bulunmak belki zor olabilir, tek tek ülkeler belki bunu gerçekleþtiremeyebilirler, hatta tek tek ülkelerdeki Kürtler olarak bu talepleri gerçekleþtirebilecek gücümüz olmayabilir. Ama elektronik iletiþim aðýnýn bize sunduðu olanaklarla Avrupa çapýnda bir Kürt vatandaþ insiyatifi oluþturursak ve azýnlýk bir grup olarak kabul edilip hiç olmazsa ilk aþamada Avrupa çapýnda Kürtçe televizyon ve radyo yayýn hakkýný, ilkokuldan yüksek okul düzeyine, bilim ve araþtýrma kurumlarýna dek bir oluþumu içeren dijital bir eðitim ve kültür merkezi kurmayý Avrupa Birliðiínden, Avrupa Parlamentosuíndan isteyebiliriz.
Böyle bir insiyatife nereden baþlanabilir? Avrupa Birliðiínin yasal statüsü bu konuda bize ne kadar hak veriyor? Eðer yasal boþluklar varsa mücadelemizle ne ölçüde yasal boþluklarý doldurabiliriz? Geniþ bir insiyatif nasýl oluþturabilir? Taleplerimize nasýl taraftar ve destekçi saðlanabilir. Bu konuda ülkeler düzeyinde neler yapýlabilir v.s. Bunlarýn tümü görüþülüp açýklýða kavuþturulmasý gereken konular. Buradan Kürt aydýnlarýna, politikacýlarýna, örgüt ve kurumlarýna bir baþlangýç yapma konusunda çaðrýda bulunuyorum.
Bu arada YNK ve KDPíyi uluslararasý yayýn olanaklarýna sahip radyo ve televizyon kanallarý kurmalarý için zorlamalýyýz, onlardan taleplerde bulunmalýyýz. Ayný kanallarýn interaktif dijital sistemlerle donanmasý için ýsrarcý olmalýyýz.
Med TV önemli görevler yerine getiriyor. Ancak interaktif dijital bir sistemle donatýlmýþ olmadýðý için bilgileri tek yönlü oluyor, izleyicileriyle karþýlýklý bir iletiþim aðina sahip deðil. Pek çok konuda programsýzlýk, amatörlük ve darlýk onu daha etkin ve yararlý olmaktan alýkoyuyor.
Bu ve benzeri eksikliklerin giderilmesi için çaba göstermeli, diðer örðüt ve kurumlardan da yapabilecekleri konularda istemlerde bulunmalýyýz.
Uzun vadeli perspektifler
Oluþmakta olan yeni dünya düzeni, önümüzde öylesina ufuklar açmýþ ki, baðýmsýzlýk talebinde bulunmadan, Kürdistaníýn her parçasýnýn kurtarýlýp birleþtirilmesine iliþkin geleneksel talepleri ileri sürmeden de her parçadaki Kürt toplumu hak ve özgürlüklerine kavuþabilir, bütün parçalardaki Kürtlerin birliði saðlanabilir.
Geçmiþte, hatta pek yakýn bir geçmiþte bu olanaklý deðildi. Bilgi toplumunu doðuran koþullar, onun ekonomik, toplumsal ve siyasal iliþkileri, uluslararasý düzeni artýk bu olanaðý veriyor. Baþta da belirttim, globalleþmiþ uluslararasý iliþkiler, dünyanýn küçülmesi ve bunun gatirdiði oluþumlar ulusal devletlerin iç yapýlarýnda da deðiþikliðe zorluyor. Devletler küçülüyor, pek çok görevlerinden çekilerek onlarý sivil giriþimcilere devrediyorlar. Bürokratik merkezi devlet yapýsý çözülüyor, yerine, yörelerin, alt kurumlarýn ve devlet dýþý oluþumlarýn güçlendikleri desenralizasyon yaygýnlaþýyor. Tek ulusluluk, tek kültürlülük ve tekdüzelik yerine, çok kültürlülük, çok grupluluk ve bütün farklýlýklarýn olduðu gibi kabul edildiði, yaþamalarýna olanak tanýndýðý, geliþip güçlenmeleri için olanaklar sunulduðu bir çok oluþumluluk konseptine gidiyoruz. Demokrasi anlayýþý bunlar üzerinde yeniden biçimleniyor. Ekonomide, toplumsal, siyasal ve kültürel yaþamda yasaklar, engeller, tahammülsüzlükler devri kapanýyor, serbest bir yaþama doðru adýmlar atýlýyor. v.s.
Bu koþullarda, Kürt olarak Kürdistaníýn her dört parçasýnda, devlet mülkiyetine son verilmesi, devletin küçülmesi, desentralize bir devlet yapýsýna, özel giriþimciliðe, serbest piyasa ekonomisine yer verildiði, her etnik grubun, her yörenin hak ve sorumluluklar elde ettiði, bireylerin devlet karþýsýnda güçlendiði, devletin vatandaþa boyun eðerek hizmet etme düzeyine çekildiði bir düzen talebiyle beraber, bu düzende, her parçadaki Kürt halkýnýn ulusal ve demokratik hak ve özgürlüklerini tam olarak kullanabilidiði, geliþmesini önleyen yasal ve maddi engellerin kaldýrýldýðý ulusal bir statü talebinde bulunmalýyýz.
Ikinci bir yön olarak da yine ulusal bir politikanýn gereði olarak, Kürdistan topraklarýný boyunduruk altýnda tutan devletlerin de içinde olduðu, Ýsrail ve kimi diðer Arap ülkelerini içine alan Avrupa Birliði benzeri bir birliðe gidebilecek bir oluþumu uzun vadeli bir perspektif olarak benimsemeli, bizi bu perspektiflere götürecek kýsa ve orta vadeli talepleri öne çýkararak savunmalýyýz. Bu ülkeler arasýnda savaþ ve kýrgýnlýk ortamýna yol açan sorunlara çözüm bulmak, güven ve iþbirliðini arttýrmak, ülkeler arasýnda gümrük birliði kurmak, sermaye, mal ve hizmetlerin serbestçe dolaþýmýný saðlayan anlaþmalarý imzalamak, ortak kurumlar oluþturmak, kültür ve bilim alanýnda ortak çalýþmalar saðlayan kurumlar kurmak, ortak siyasal, hukuksal ve idari merkezlere yönelmek istenebilir. Doðrusu Avrupa Birliðiínin izlediði yola benzer bir yol izleyerek onunkine benzer amaçlara varmayý hedefleyen bir bölgesel oluþumu gerçekleþtirebilirsek Kürt halký böylesi bir oluþum içinde hiçbir engelle karþýlaþmadan bir parçadan diðerine gidip gelebilecek, insanlar istedikleri parçada yaþayýp çalýþabilecekler. Kürdistan dört parça olmaktan kurtulacak Kürt halkýnýn ulusal birliði gerçekleþecek.
Gerçekçi ama uzun vadeli
Ben, bu taleplerin yükseltilmesini oldukça gerçekçi bulmakla birlikte çok uzun bir dönemi alacaklarýný ve karmaþýk sancýlý bir sürece tekabül edeceklerini kabul ediyorum. Ancak, Kürt halkýnýn baþka çýkýþ yolu yok dememekle beraber en saðlýklý çýkýþ yolunun da bu olduðunu düþünüyorum. Böylesi bir mücadele perspektifini düþünürken, kuþkusuz, hemen hemen tüm 21. yüzyýlý göze alýyorum. Bunun da Kürt halký gibi uluslararasý dayanak ve destekten yoksun, dörtbir yaný düþmanla çevrili, bölünmüþ bir halk açýsýndan normal görüyorum. Almanlar, bir imparatorluðun mirasþýsý, güçlü ve her türlü desteðe sahip bir ulus olduklarý halde, ayaklarý üstünde doðrulup birliklerini gerçekleþtirmeleri için yaklaþýk yarým asýr beklediler. Onlarý gözönüne alýrsak Kürtler için yetmiþ yýl ya da bir asýr fazla sayýlmaz.
Sonuç olarak diyebileceðim þu. Dünyamýz bir geçiþ dönemi yaþýyor. Yeni bir altüst oluþla karþýkarþýyayýz. Oluþmakta olan bilgi toplumu, her alaný etkiliyor, her þeyi deðiþtiriyor. Biz Kürtlerin bu deðiþimin farkýna vararak düþünce ve perspektiflerimizi ona göre yenileyip tazelememiz gerektiðine inanýyorum. Bir yol çatýsýndayýz. Ya eski gelenekleþmiþ perspektif, mücadele yöntem ve hedeflerinde ýsrar eder, gelenksel ulusal kurtuluþ mücadeelrinin son kalýntýlarýndan biri olarak acýlar içinde çýrpýnýp dururuz, ya da silkinerek yeni toplum düzeninin çaðdaþ gereksinim ve perspektifleriyle, mücadele yöntem ve biçimleriyle donanmýþ bir toplum olarak, bilgi çaðý toplumunun ulusal kurtuluþ hareketi olarak bizimle birlikte ya da ardýmýzdan gelen yüzlerce ulusal topluluða öncülük edecek çaðdaþ bir toplum olarak dünya ve tarihteki yerimizi alýrýz.
Ýnsanlýk tarihi boyunca ilk kez uluslararasý düzen ve toplum sistemiyle Kürt toplumunun çýkarlarýnýn bu derecede çakýþtýðýna inanýyorum. Bu anlamda da yeni çaða Kürt çaðý deme cesaretini kendimde görüyorum. Ama þunu da akýldan çýkarmýyorum. Bir çað bizim çýkarlarýmýzla ne denli çakýþýrsa çakýþsýn eðer gereklerinin bilincinde olmazsak, durup dururken bize hiç bir þey sunmaz. Bize tepsi üzerinde sunulabilecek hiç bir þey yok, ama kendimizin alabileceði muazzam olanaklar var.